|
Hızlı Özet Hukuk sistemimizde yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi nasıl işler. Hangi mallar paylaşıma girer, hangileri girmez: edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımı. Katılma alacağı nedir, nasıl hesaplanır ve ne zaman talep edilebilir. Katılma alacağının ne zaman doğduğu ve ne zaman muaccel olduğu ve bu ayrımın önemi. Dava açmak için ne kadar süreniz var, zamanaşımı kuralları ve başlangıç tarihi sorunu. Boşanma sürecinde katılma alacağı talebinde dikkat edilmesi gereken pratik hususlar. |
Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Esasları
Evlilikte mal rejimi, eşlerin sahip oldukları
mallar üzerindeki yönetim, kullanım ve tasarruf yetkilerini ile evlilik sona
erdiğinde bu malların nasıl paylaşılacağını düzenler. Türk Medeni Kanunu (TMK)
eşlere birden fazla mal rejimi seçeneği tanımaktadır; ancak eşler herhangi bir
seçim yapmamışlarsa kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olur
(TMK m. 202). Bu rejim, 01.01.2002 tarihinden itibaren 01.01.2002 tarihinden
sonraki dönem bakımından yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir;
01.01.2002 öncesi dönem ise geçiş hükümleri çerçevesinde ayrıca
değerlendirilir. Başka bir ifadeyle evlilik sırasında ayrıca bir işlem
yapılmasına gerek olmaksızın, yasal düzenleme gereği her evlilikte bu rejim
geçerlidir.
Bu rejimde evlilik süresince her eşin
malvarlığı birbirinden ayrı kalır; paylaşım ancak mal rejiminin sona ermesinin
ardından gerçekleştirilen tasfiye ile gündeme gelir. Edinilmiş mallara katılma
rejiminde kural, malların aynen paylaşılması değil; tasfiye sonunda hesaplanan
artık değer üzerinden diğer eş lehine bir alacak hakkı doğmasıdır. Evlilik
boyunca bir malın mülkiyeti kimin adına tescil edilmişse, mal rejimi sona
erdiğinde de kural olarak o eşe ait olmaya devam eder. Diğer eşin hakkı ise
mülkiyet değil, belirli koşullar altında doğan bir alacak hakkıdır.
|
Temel Koşul Resmi nikâhla evlenmiş tüm çiftler, aksine bir mal rejimi
sözleşmesi yapmadıkça, edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Evliliğin
ne kadar sürdüğü, eşlerin birlikte yaşayıp yaşamaması ya da evlilik sırasında
çalışıp çalışmaması bu hakkı ortadan kaldırmaz. |
Edinilmiş Mal ile Kişisel Mal Ayrımı
Katılma alacağının hesaplanmasında her eşin
malları iki gruba ayrılır. Yalnızca edinilmiş mallar tasfiyeye ve dolayısıyla
paylaşıma tabi tutulur; kişisel mallar bu hesabın dışında kalır.
Edinilmiş Mallar (TMK m. 219)
Her eşin mal rejimi süresince karşılığını
vererek elde ettiği malvarlığı değerleri edinilmiş mal sayılır. Edinilmiş mal
sayılabilmesi için kural olarak mal rejiminin devamı sırasında ve eşin
karşılığını vererek edinilmiş olması gerekir, yani ivazlı biçimde elde edilmiş
olması. Kısaca söylemek gerekirse, evlilik süresinde emek ya da para karşılığı
elde edilen her şey kural olarak bu kapsamda değerlendirilir.
•
Çalışmanın karşılığı
olan kazançlar: Maaş, serbest meslek
gelirleri, prim ve benzeri gelirler.
•
Sosyal güvenlik
ödemeleri: SGK, Bağ-Kur ve benzeri
kurumlardan alınan gelirler.
•
Çalışma gücünün kaybı
nedeniyle alınan tazminatlar: İş kazası
ya da meslek hastalığından kaynaklanan tazminatlar.
•
Edinilmiş malların
gelirleri: Kişisel malların gelirleri:
Kişisel mallar tasfiyeye dahil edilmese de, kişisel bir maldan evlilik
süresince elde edilen gelirler (örneğin miras yoluyla edinilen bir taşınmazdan
alınan kira geliri) kural olarak edinilmiş mal sayılır (TMK m. 219/4).
•
Kişisel mallar yerine
geçen değerler: Edinilmiş malların
yerine geçen değerler de edinilmiş mal sayılır; buna karşılık kişisel malların
yerine geçen değerler kişisel mal niteliğini korur.
Kişisel Mallar (TMK m. 220)
Kişisel mallar tasfiyeye dahil edilmez ve
karşı eşin katılma alacağı hesabında dikkate alınmaz. Kanun, kişisel malları
sınırlı biçimde saymıştır; bu nedenle bir malvarlığı değerinin kişisel mal
olduğu iddia ediliyorsa bunun somut biçimde ortaya konulması gerekir. Kanunda
sayılanlar dışındaki bir mal grubunun kişisel mal olarak kabul edilmesi mümkün
değildir.
•
Mal rejimi başlamadan
önce sahip olunan mallar: Evlenmeden
önceki birikimler ve mülkler.
•
Miras yoluyla ya da
karşılıksız kazanılan mallar: Bağış,
miras, vasiyet yoluyla edinilen mallar.
•
Yalnızca kişisel
kullanıma yarayan eşyalar: Giyim
eşyaları, kişisel takılar gibi değerler.
•
Manevi tazminat
alacakları: Kişilik hakkının ihlali
nedeniyle hükmedilen manevi tazminatlar.
|
Hangi Gruba Girdiği Bilinmeyen Mallar Kanun bu konuda belirli bir karine öngörmektedir. Kime ait olduğu
bilinmeyenler eşlerin paylı mülkiyetinde, hangi gruba girdiği bilinmeyenler
ise edinilmiş mal grubunda kabul edilir (TMK m. 222). |
Mal Rejiminin Sona Ermesi
Katılma alacağı, mal rejiminin sona ermesine
bağlı bir tasfiye alacağıdır; bu nedenle esasen mal rejimi sona erdikten sonra
hesaplanıp talep edilebilir. TMK m. 225 mal rejimini sona erdiren halleri
düzenlemektedir. Bu haller ve mal rejiminin sona erme tarihleri birbirinden
farklıdır. Özellikle boşanma davalarında, mal rejiminin boşanma kararının
kesinleştiği tarihte değil, davanın açıldığı tarihte sona erdiğinin bilinmesi
uygulamada önem taşımaktadır.
•
Boşanma: Boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı
tarih itibarıyla sona ermiş sayılır (TMK m. 225/II). Dava tarihi
belirleyicidir.
•
Evliliğin iptali: Boşanmadaki gibi dava tarihi esas alınır.
•
Başka bir mal rejimine
geçiş: Eşler mal rejimi sözleşmesiyle
mevcut rejimi değiştirebilir; bu halde mal rejimi sözleşmenin yapıldığı tarihte
sona erer.
•
Hâkimin mal ayrılığına
karar vermesi: Bu halde de mal rejimi
dava tarihinden itibaren sona erer.
|
Dava Açma Tarihi Boşanma davasının açıldığı tarih, mal rejiminin sona erme
tarihi olduğundan tasfiyede hangi malların hesaba katılacağını da belirler.
Bu tarihten sonra edinilen mallar kural olarak tasfiyeye dahil olmaz. Dava
açılmadan önce elden çıkarılan ya da değeri azaltılan mallara ilişkin özel
kurallar da mevcuttur (TMK m. 229). |
Artık Değer ve Katılma Alacağının Belirlenmesi
Mal rejimi sona erdikten sonra tasfiye
sürecinde her eşin edinilmiş mallarının aktif değerinden bu mallara ilişkin
borçlar düşüldükten sonra kalan tutar, o eşin artık değerini oluşturur. (TMK m.
231) Katılma alacağı ise bu artık değerin yarısı üzerinden hesaplanan ve diğer
eşe ödenmesi gereken tutardır. (TMK m. 236) Örneğin bir eşin edinilmiş
mallarından borçlar düşüldükten sonra 400.000 TL artık değer kalıyorsa, diğer
eşin bu eşten talep edebileceği katılma alacağı 200.000 TL olur.
|
Hesaplama Adımları Örneği 1. Her eşin malları tespit edilir; edinilmiş mallar ve kişisel
mallar birbirinden ayrılır. 2. Kişisel mallar tasfiyenin dışında tutulur. 3. Her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara
ilişkin borçlar düşülür. Kalan tutar o eşin artık değeridir. 4. Her iki eşin artık değerleri birbirinden takas edilir.
Lehine bakiye kalan eş katılma alacaklısı, diğer eş ise katılma borçlusu
olur. 5. Katılma alacağı, alacaklı eşin lehine kalan artık değerin
yarısıdır. Not: Malların değeri, mal rejiminin sona erdiği tarihteki
durumlarına göre, tasfiye tarihindeki (karar tarihi) rayiç bedel esas
alınarak hesaplanır. (TMK m. 232, 235) |
Katılma alacağı kanundan doğan bir alacak
hakkıdır ve hakkın kullanılması için talep eden eşin o malın edinilmesine
katkıda bulunmuş olması gerekmez. Evlilik süresince gelir elde etmemiş ya da
çalışmamış olan eşin de katılma alacağı hakkı bulunmaktadır.
|
Değer Artış Payı Alacağı Ayrı Bir Taleptir Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine,
iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa, tasfiye
sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı üzerinden ayrıca bir alacak
hakkı doğabilir. (TMK m. 227) Bu talep katılma alacağından bağımsız olarak
ileri sürülebilir. |
Katılma Alacağının Doğumu
Katılma alacağının doğumu ve muaccel hâle
gelme anı kanunda açık biçimde düzenlenmemiştir; bu nedenle konu öğretide ve
uygulamada tartışmalıdır. Bu husus zamanaşımı başlangıcı açısından da
belirleyici nitelik taşımaktadır.
Tasfiye tamamlanmadan kimin alacaklı, kimin
borçlu olduğu belirsizdir; ayrıca alacağın miktarı da tasfiye sonucuna
bağlıdır. Belirlilik kazanmamış bir alacağın devir ve haciz gibi tasarruflara
konu olması hukuki açıdan isabetsiz olur. Bu nedenle katılma alacağının
tasfiyenin tamamlanmasıyla doğduğunun kabulü daha yerindedir. Pratik açıdan
ifade etmek gerekirse: mal rejimi sona erdiğinde bile bir eşin diğerinden
alacaklı olduğunu öne sürmesi tek başına hukuki sonuç doğurmaz; alacağın
varlığı ve miktarı ancak tasfiyenin tamamlanmasıyla netleşir.
•
Tasfiye anlaşmayla
gerçekleşmişse: Anlaşmanın yapıldığı
tarihte katılma alacağı doğar.
•
Tasfiye dava yoluyla
gerçekleşmişse: Tasfiyenin
gerçekleştirilmesiyle (karar tarihinde) katılma alacağı doğar.
Muacceliyet ve Katılma Alacağının İfası
Doğmuş bir alacağın talep edilebilir hale
gelmesi, yani muaccel olması, ifa zamanının gelmesini gerektirir. Katılma
alacağı mal rejimi devam ederken talep edilemez; zira bu dönemde henüz
doğmamıştır. Mal rejiminin sona ermesinden sonra tasfiye tamamlanana kadar da
muacceliyetten söz edilemez. Alacağın doğmuş olması ile talep edilebilir olması
birbirinden bağımsız kavramlardır; bir alacak önce doğar, ardından muaccel hale
gelir.
Katılma alacağı tasfiyenin tamamlandığı anda
muaccel olur. Tasfiye anlaşmayla gerçekleşmişse anlaşma tarihinde, dava yoluyla
gerçekleşmişse karar tarihinde alacak muacceliyet kazanır.
Faiz ve Temerrüt
TMK m. 239/III uyarınca, aksine bir anlaşma
yoksa tasfiyenin sona ermesinden itibaren katılma alacağına ve değer artış
payına faiz işletilir. Anlaşmayla tasfiye yapılmışsa tasfiye anlaşmasının
tarihi, dava yoluyla yapılmışsa karar tarihi faizin başlangıcıdır. Bu nedenle
tasfiyenin gecikmesi, alacaklı eş açısından faiz hakkının başlangıcını da
geciktirir.
Borçlu eşin borcunu ödeyemeyecek durumda
olması halinde mahkemeden ifa zamanının ertelenmesi talep edilebilir. (TMK m.
239) Bu halde katılma alacağı erteleme kararında belirlenen tarihte muaccel
olur.
|
Evlilik Süresince Zamanaşımı İşlemez Mal rejimi değişmiş veya sona ermiş olsa bile evlilik birliği
devam ettiği sürece eşler arasındaki alacaklar için zamanaşımı işlemeye
başlamaz ya da işlemeye başlamışsa durur. (TBK m. 153/I) Bu kural alacaklı
eşi koruma amacı taşır ve evlilik sona erene kadar zamanaşımı süresinin
tüketilmesini önler. |
Zamanaşımı: Süre ve Başlangıç Tarihi
Katılma alacağında zamanaşımı süresi ve bu
sürenin başlangıç tarihi TMK'da açıkça düzenlenmemiş olup bu konudaki Yargıtay
uygulaması yerleşik hâle gelmiştir. Zamanaşımı, alacaklının dava yoluyla
hakkını talep edebildiği azami süreyi ifade eder; bu süre geçtikten sonra
açılan davalarda karşı taraf zamanaşımı def'ini ileri sürebilir.
Katılma alacağı, kanundan doğan bir alacak
hakkı olup özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu'nun 17.04.2013 tarihli kararı (E. 2013/8-375) ile yerleşik hâle gelen
içtihat doğrultusunda TBK m. 146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi
uygulanmaktadır. Bununla birlikte, TBK m. 153 gereği evlilik birliği devam
ettiği sürece eşler arasındaki alacaklar için zamanaşımı işlemez; bu durum
boşanma halinde sürenin pratikte boşanma kararının kesinleşmesiyle başladığı
anlamına gelir.
|
Mevcut Uygulamada Geçerli Süre: 10 Yıl Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre katılma alacağı
davalarında TBK m. 146'daki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi
uygulanmaktadır. Bu sürenin başlangıcı: boşanma davasının açıldığı tarih mal
rejimini sona erdirse de, Eşler arasındaki alacak ilişkilerinde, evlilik
birliği devam ettiği sürece zamanaşımının işlemeyeceği kabul edilmektedir.
Boşanma kararının kesinleştiği tarih, zamanaşımının işlemeye başladığı tarih
olarak kabul edilmektedir. Tasfiye dava yoluyla yapılıyorsa karar tarihinden, anlaşmayla
yapılıyorsa anlaşma tarihinden itibaren 10 yıllık süre işlemeye başlar. |
|
TMK m. 241'deki Sürelerle Karıştırmayın TMK m. 241'de düzenlenen bir ve beş yıllık süreler, katılma
alacağının genel zamanaşımı süresi değil; belirli şartlarda üçüncü kişilere
yöneltilecek talepler bakımından öngörülmüş özel sürelerdir. Bu süreler
yalnızca borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaması halinde
üçüncü kişilere yöneltilecek davalar için öngörülmüştür. Bu süreler hak
düşürücü nitelikte olup katılma alacağının asıl zamanaşımı süresi değildir. |
Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Tasfiye ile Katılma Alacağı Aynı Davada İstenir
Tasfiye işlemi ile bu tasfiye sonucunda
hesaplanan katılma alacağının tahsili kavramsal olarak birbirinden ayrılabilse
de, uygulamada bu talepler çoğu zaman aynı dava içinde birlikte ileri
sürülmektedir. Bu mümkündür; ancak tasfiye davası ile katılma alacağının ifası
talebi birbirinden bağımsız nitelik taşımaktadır. Tasfiye sonucunda bir katılma
alacağı çıkmazsa, alacağın ödenmesi de söz konusu olmayacaktır. Bir başka
ifadeyle, önce tasfiye gerçekleşir ve ancak bunun sonucunda alacak miktarı
belli olur; alacak miktarı belirlenmedikçe ödeme yükümlülüğü de doğmaz.
Belirsiz Alacak Davası
Katılma alacağının miktarı dava açılırken
çoğu zaman kesin olarak bilinmemektedir; zira alacak miktarı tasfiyenin
sonucuna göre şekillenmektedir. Uygulamada, katılma alacağının miktarının dava
tarihinde tam olarak belirlenemediği hâllerde bu alacağın belirsiz alacak
davası şeklinde ileri sürülebileceği kabul edilmektedir; ancak bu konuda somut
olayın özellikleri ve öğretideki farklı görüşler ayrıca önem taşır. Belirsiz
alacak davası, başlangıçta asgari bir miktar belirtilerek açılır; yargılama
sırasında yargılama sırasında elde edilen bilgi ve bilirkişi incelemesi
sonucuna göre talep artırılabilir.
Her Malvarlığı Değeri İçin Ayrı Dava Açılabilir
Somut uyuşmazlığın yapısına göre bazı
malvarlığı değerleri bakımından ayrı talepler ileri sürülebilse de, usul
ekonomisi ve çelişkili karar riskleri gözetilerek tasfiyenin mümkün olduğunca
bütüncül değerlendirilmesi daha sağlıklı olur. Uygulamada belirli bir mülk ya
da banka hesabı üzerindeki haklar için bağımsız tasfiye davaları görülmektedir.
Değerleme Tarihi: Tasfiye Tarihi
Tasfiyede malvarlığı değerleri, mal rejiminin
sona erdiği andaki hukuki durumlarına göre dikkate alınır; buna karşılık
hesaplamada, kural olarak tasfiye tarihindeki sürüm yani rayiç değer esas
alınır. (TMK m. 235) Enflasyon ve değer artışları gözetildiğinde bu iki tarihin
birbirinden uzak olması alacak miktarını önemli ölçüde etkileyebilir. Kısaca
ifade etmek gerekirse, boşanma hâlinde bir malın edinilmiş mal mı yoksa kişisel
mal mı olduğu, mal rejiminin sona erdiği tarihe göre belirlenir; bu malın tasfiyedeki
ekonomik değeri ise kural olarak tasfiye tarihindeki rayiç bedel üzerinden
hesaplanır. Uzun süren yargılamalarda bu iki tarih arasındaki fark belirleyici
olabilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Katılma alacağı nedir?
Katılma alacağı; eşlerin
evlilik süresince elde ettikleri edinilmiş malların tasfiye sonucunda diğer eş
lehine doğan bir alacak hakkı olarak tanımlanabilir. TMK m. 236 uyarınca her
eş, diğer eşin edinilmiş mallarından oluşan artık değerin yarısı üzerinde hak
sahibi olabilir. Bu hakkın kanundan doğduğu ve katkı koşuluna bağlı olmadığı
kabul edilmektedir.
Boşanmada hangi mallar paylaşıma girer, hangileri girmez?
Kural olarak yalnızca
edinilmiş mallar (TMK m. 219) tasfiyeye dahil olabilir: ücret, serbest meslek
gelirleri, SGK ödemeleri, kişisel malların gelirleri ve bunların yerine geçen
değerler bunlar arasında sayılabilir. Miras veya bağış yoluyla edinilen mallar,
evlenmeden önceki birikimler, manevi tazminat alacakları ve kişisel kullanıma
özgü eşyalar ise kişisel mal (TMK m. 220) kapsamında değerlendirilebileceğinden
tasfiye hesabına dahil edilmeyebilir. Bir malın kişisel mal olduğunu ileri
süren tarafın bunu somut biçimde ortaya koyması gerektiği; aksi hâlde söz
konusu değerin edinilmiş mal sayılabileceği kabul edilmektedir.
Katılma alacağı nasıl hesaplanır? Formül nedir?
Genel olarak şu adımların
izlendiği görülmektedir: (1) Her eşin edinilmiş malları tespit edilir. (2) Bu
malların toplam değerinden ilgili borçlar çıkarılır; kalan tutar 'artık değer'
olarak adlandırılabilir. (3) Artık değerin yarısının karşı eşin katılma
alacağını oluşturduğu kabul edilmektedir. Her iki eşin karşılıklı alacakları
bulunuyorsa mahsuplaşma yoluna gidilebilir; bakiye alacaklı eşe ödenebilir.
Değerlemede kural olarak tasfiye tarihi esas alınmaktadır.
Ev hanımının ya da çalışmayan eşin katılma alacağı hakkı var mıdır?
Genel kabule göre evet.
Katılma alacağı hakkının, eşin ücretli bir işte çalışmış olmasına bağlı
olmadığı; evlilik içinde gelir elde etmeyen eşin de kanundan doğan bu hakka
sahip olabileceği değerlendirilmektedir. Ev işleri ve çocuk bakımı gibi aile
içi katkıların da hukuki açıdan değer taşıyabileceği kabul görmektedir. Bu
sistemin, ekonomik açıdan güçsüz konumdaki eşin tasfiye sonucundan pay
alabilmesini mümkün kıldığı söylenebilir.
Evlenmeden önce alınan ev veya araba boşanmada paylaşıma girer mi?
Kural olarak hayır; mal
rejiminin başlamadan önce sahip olunan malvarlığı değerlerinin kişisel mal
kapsamında değerlendirileceği ve tasfiye hesabına dahil edilmeyeceği kabul
edilmektedir. (TMK m. 220/2) Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta
bulunmaktadır: söz konusu kişisel maldan evlilik süresince elde edilen kira
geliri gibi getirilerin, malın kendisinden farklı olarak kural olarak edinilmiş
mal sayılabileceği ve paylaşıma dahil olabileceği öngörülmektedir (TMK m.
219/4).
Boşanmada mal rejimi ne zaman sona erer? Tarih neden önemlidir?
Boşanma hâlinde mal
rejiminin, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiş sayıldığı
kabul edilmektedir. (TMK m. 225/II) Bu tarihten sonra edinilen malların
tasfiyeye dahil edilmeyeceği öngörülmektedir. Malın hangi mal grubuna gireceği
dava tarihi, tasfiyedeki değerinin ise kural olarak karar tarihi (tasfiye
tarihi) itibarıyla belirleneceği değerlendirilmektedir. Uzun süren
yargılamalarda bu iki tarih arasındaki fark alacak miktarını önemli ölçüde
etkileyebilir.
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
Eşlerin, anlaşmalı boşanma
protokolünde mal rejimi tasfiyesini ve katılma alacağını serbestçe
düzenleyebildiği görülmektedir. Usulüne uygun biçimde hazırlanmış tasfiye
anlaşmalarının taraflar açısından bağlayıcı nitelik taşıyabileceği kabul
edilmektedir. Ancak haklarını tam olarak bilmeden imzalanan protokollerin hak
kayıplarına yol açabileceği gözetildiğinde, anlaşmadan önce hangi malların
tasfiyeye dahil olabileceği, değerleme tarihi ve zamanaşımı gibi teknik
konuların bir hukuk danışmanı eşliğinde değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Boşanmadan önce eş mal kaçırırsa ne olur? Mal devri tasfiyeyi etkiler mi?
TMK m. 229 uyarınca, mal
rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın
yapılan karşılıksız kazandırmaların, belirli koşulların varlığı hâlinde
edinilmiş mallara eklenecek değerler kapsamında değerlendirilebileceği kabul
edilmektedir. Söz konusu elden çıkarmanın amacının katılma alacağını azaltmak
olduğunun somut biçimde ortaya konulmasının da önem taşıyabileceği ifade
edilmektedir. Bu hükmün, tasfiye arifesinde gerçekleştirilen mal devirlerinin
hesabı olumsuz etkilemesini önlemeye yönelik bir güvence işlevi gördüğü
söylenebilir.
Katılma alacağı davası açmak için ne kadar süre var?
Katılma alacağı bakımından
kural olarak TBK m. 146'daki genel on yıllık zamanaşımı süresinin
uygulanabileceği kabul edilmektedir. (Yargıtay HGK, 17.04.2013, E. 2013/8-375) Boşanma hâlinde bu sürenin çoğunlukla boşanma kararının kesinleştiği tarihten
itibaren işlemeye başladığı değerlendirilmektedir; ancak konunun somut
koşullara göre farklılık gösterebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Evlilik
devam ettiği sürece eşler arasındaki alacaklar için zamanaşımının işlemeyeceği
kabul edilmektedir. TMK m. 178'deki bir yıllık sürenin katılma alacağı
davalarına uygulanamayacağı ise Yargıtay'ın yerleşik içtihadıyla genel kabul
görmektedir.
Katılma alacağı davası nerede ve hangi mahkemede açılır?
Katılma alacağına ilişkin
davanın kural olarak aile mahkemesinde açılabileceği kabul edilmektedir.
Yetkili mahkeme olarak genellikle davalının yerleşim yeri ya da tarafların son
müşterek yerleşim yeri aile mahkemesinin esas alındığı görülmektedir. Dava, boşanma
davası ile birlikte ya da boşanma kararının kesinleşmesinin ardından ayrı bir
dava olarak ileri sürülebilir. Alacak miktarının dava açılırken tam olarak
belirlenememesi hâlinde belirsiz alacak davası yoluna başvurulabileceği (HMK m.
107) ve bilirkişi incelemesi sonucunda talebin artırılabileceği
değerlendirilmektedir.
Sonuç
Edinilmiş mallara katılma rejimi, Hukuk sistemimizde yasal mal rejimi olarak tüm evliliklere uygulanmakta ve evlilik sona
erdiğinde her iki eşe de önemli mali haklar tanımaktadır. Katılma alacağının
doğumu, muacceliyeti ve zamanaşımı konularında TMK'da açık bir düzenleme
bulunmaması uygulamada çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bu boşluk, söz konusu
alanlarda Yargıtay içtihadının belirleyici rol üstlenmesine neden olmuştur.
Katılma alacağı tasfiyenin tamamlanmasıyla
doğar ve muaccel olur; faiz tasfiye tarihinden işlemeye başlar. Mevcut
uygulamada 10 yıllık genel zamanaşımı süresi geçerlidir. (TBK m. 146) Bu
sürenin başlangıcı; tasfiyenin anlaşmayla gerçekleştiği hallerde anlaşma
tarihinde, dava yoluyla gerçekleştiği hallerde karar tarihinde işlemeye başlar.
Boşanma halinde ise TBK m. 153 gereği evlilik süresince zamanaşımı
işlemediğinden süre pratikte boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar. Her
uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunduğundan sürece ilişkin değerlendirme
için hukuki danışmanlık alınması tavsiye edilmektedir.
|
Hukuki Danışmanlık Boşanma sürecinde katılma alacağı ve mal rejimi tasfiyesine ilişkin hukuki değerlendirme için Vista Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. 📞 +90 312 911 69 59 | 📍 Kızılay, Çankaya / Ankara | 🌐 vistahukuk.com |
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylar için karar vermeden önce bir avukattan görüş alınması önerilir.




Yorumlar