|
Hızlı Özet Kira bedelini ödemekle yükümlü olan kiracının bu
borcunu zamanında ve usulüne uygun biçimde ifa etmemesi, uygulamada en sık
karşılaşılan kira uyuşmazlıklarının başında gelmektedir. Kiraya veren, bu
durumda mahkemeden alınmış bir ilama ihtiyaç duymaksızın, 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanunu'nun 269 ve devamı maddelerinde düzenlenen özel takip yoluna
başvurarak hem ödenmeyen kira alacağının tahsilini hem de taşınmazın
tahliyesini aynı anda talep edebilir. İşbu yazımızda; tahliye talepli ilamsız
icra takibinin şartları, ödeme emrinin içeriği, kiracıya tanınan itiraz ve
ödeme süreleri, itirazın kaldırılması ve tahliye yargılaması ile tahliye
kararının icrası, güncel Yargıtay içtihatları çerçevesinde ele alınacaktır. |
1. İlamsız İcra Yolu ile
Tahliye Nedir?
6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu'nun 299 ve devamı maddelerinde düzenlenen kira sözleşmesi, her iki
tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir: Kiraya veren, kiralananın kullanılmasını
veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı; kiracı
ise bunun karşılığında kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlenir. Kira
bedelinin ödenmesi, kiracının sözleşmeden doğan asli edim yükümlülüğüdür ve bu
yükümlülüğün ihlali, kiracının kiralanan taşınmazdan tahliyesi sonucunu
doğurabilir.
Kiraya verenin temerrüde düşen
kiracı karşısında iki temel seçeneği bulunmaktadır. İlk seçenek, TBK m. 315 ve
ilgili hükümler uyarınca genel hükümlere göre sulh hukuk mahkemesinde tahliye
davası açmak ve elde edilen ilamı icraya koymaktır. İkinci ve uygulamada çok
daha hızlı sonuç veren seçenek ise İİK m. 269 ve devamı maddelerinde
düzenlenen, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle kiralananın ilamsız icra yolu
ile tahliyesidir.
İlamsız icra takibi kural olarak
yalnızca para ve teminat alacakları için mümkündür. Kanun koyucu bu kuralın
istisnası olarak, kiralanan taşınmazların tahliyesini iki halde
ilamsız icra yoluyla mümkün kılmıştır: kira bedelinin ödenmemesi ve kira
süresinin sona ermesi. Bu yazımızın konusu, ilk hal olan temerrüt
nedeniyle tahliye talepli ilamsız icra takibidir.
Bu yolun kiraya veren açısından
en önemli avantajı, takibe başlamadan önce herhangi bir mahkeme ilamına ya da
kiracıya gönderilmiş ayrı bir ihtarnameye gerek bulunmamasıdır. Kiraya veren
doğrudan icra dairesine başvurur; icra dairesince düzenlenip kiracıya tebliğ
edilen tahliye ihtarlı ödeme emri, TBK m. 315'te aranan yazılı ihtarın yerine
geçer. Böylece kiraya veren, ödenmeyen kira alacağının tahsili ile taşınmazın
tahliyesini tek bir takip içinde ve genel hükümlere göre açılacak davaya
kıyasla çok daha kısa sürede elde etme imkânına kavuşur.
2. Takibin Şartları
Tahliye talepli ilamsız icra
takibine başvurulabilmesi için belirli koşulların bir arada bulunması gerekir.
Geçerli bir kira ilişkisinin
varlığı: Taraflar arasında TBK anlamında geçerli ve takip tarihinde
halen mevcut bir kira sözleşmesi bulunmalıdır. Kira sözleşmesi niteliği
taşımayan sözleşmelere dayanılarak bu yola başvurulamaz. Önemle belirtmek
gerekir ki kira sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi değildir; yazılı
veya sözlü olarak kurulabilir. Dolayısıyla elinde yazılı sözleşme bulunmayan
kiraya veren dahi bu takip yolunu kullanabilir; ancak kiracının sözleşmeye
itiraz etmesi halinde izlenecek yol, aşağıda açıklanacağı üzere sözleşmenin niteliğine
göre değişir.
Kiralananın taşınmaz
olması: İİK m. 269 ve devamı hükümleri yalnızca taşınmaz kiraları
bakımından uygulanır. Adi kiralar, konut ve çatılı işyeri kiraları ile ürün
kiraları bu kapsamdadır.
Kira bedelinin para olarak
kararlaştırılması ve muaccel olması: Takip konusu alacağın vadesi
gelmiş bir kira bedeli olması gerekir. Tarafların sözleşmede ödeme günü
belirlediği hallerde borç belirli vadeye bağlanmış sayılır ve kira bedelinin
vadesinde ödenmemesiyle temerrüt kendiliğinden gerçekleşir; ayrıca bir ihtar
gönderilmesi şart değildir. Temerrüdün oluşması için borcun tamamının
ödenmemesi de aranmaz; kısmi ödeme eksikliği dahi temerrüt sonucunu doğurur.
Nitekim Yargıtay, kira bedelinin banka havalesi ile ödenmesinin
kararlaştırıldığı hallerde havale masrafının kesilerek eksik ödeme yapılmasını
dahi tahliye sebebi saymıştır.
Sözleşmede ödeme günü
belirlenmemişse, TBK m. 314 uyarınca kira bedeli her ayın sonunda ödenir.
Sözleşmede yalnızca kira bedelinin her ay peşin ödeneceği yazılmışsa, yerleşik
içtihatlara göre ödeme en geç ayın üçüncü günü akşamına kadar yapılmalıdır. Sözleşmenin
genel ve özel şartlarında çelişen tarihler varsa özel şartlardaki tarih esas
alınır; banka hesabına yapılan ödemelerde ise ödeme anı, bedelin alacaklının
hesabına yatırıldığı tarihtir.
3. Takip Süreci: Takip Talebi
ve Ödeme Emri
3.1. Takibin Tarafları
Takibin tarafları, kira
sözleşmesinde kiraya veren ve kiracı sıfatıyla yer alan kişilerdir. Kiraya
verenin taşınmazın maliki olması şart değildir; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na
göre başkasına ait taşınmazın kiraya verilmesi mümkün ve buna ilişkin sözleşme
geçerli olduğundan, takip ve dava ehliyeti kiraya veren sıfatından doğar.
Sözleşmede birden fazla kiraya
veren veya kiracı bulunması halinde dikkat edilmesi gereken nokta, tahliye
talebinin bölünemez nitelikte olmasıdır. Bu nedenle taraflar arasında zorunlu
takip arkadaşlığı bulunur: Takip, kiraya verenlerin tamamı tarafından birlikte
başlatılmalı ve kiracıların tamamına yöneltilmelidir. Bu kural kamu
düzenindendir; eksik taraf teşkili ile yürütülen takipte icra mahkemesi, itiraz
edilmese dahi tahliye talebini reddetmelidir. Kiraya verenin veya kiracının
takip sırasında vefat etmesi halinde de takip, mirasçıların tamamı tarafından
ya da tamamına karşı yürütülmelidir.
Kira sözleşmesinde kefil
bulunuyorsa kefil, sorumlu olduğu süre ve miktarla sınırlı olmak üzere takibe
borçlu sıfatıyla dahil edilebilir; ancak kefilin taşınmazdan tahliyesi
istenemez ve kefile gönderilen ödeme emrinde tahliye ihtarı yer almamalıdır.
3.2. Takip Talebi
Süreç, kiraya verenin icra
dairesine takip talebini sunmasıyla başlar; icra dairesinin kendiliğinden takip
açma yetkisi yoktur. Takip talebinde İİK m. 58'de sayılan zorunlu unsurların
eksiksiz yer alması gerekir ve eksiklikler icra dairesince re'sen gözetilir.
Talepte takip yolunun tahliye istemli olarak açıkça belirtilmesi büyük önem
taşır; zira icra dairesi ödeme emrini takip talebine uygun düzenlemek
zorundadır ve takip talebinde tahliye istemi bulunmuyorsa, ödeme emrine tahliye
ihtarı eklenmiş olsa bile bu ödeme emri tahliye bakımından hukuki sonuç
doğurmaz. Aynı şekilde takibe dayanak kira sözleşmesinin tarihi ile tahliyesi
istenen taşınmazın açık adresinin talepte gösterilmesi, hem kiracının savunma
imkanı hem de tahliye kararının infaz edilebilirliği bakımından gereklidir.
3.3. Ödeme Emri ve İçerdiği
İhtarlar
İcra dairesi, takip talebi
üzerine uygulamada "Örnek 13" olarak bilinen tahliye ihtarlı ödeme
emrini düzenleyerek kiracıya tebliğ eder. Bu ödeme emrinde üç temel ihtar yer
alır ve bunların eksiksiz ve doğru gösterilmesi takibin akıbetini doğrudan
belirler:
İtiraz süresi (7 gün): Kiracı,
ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazlarını icra dairesine
sunabilir. Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşir.
Ödeme süresi (30 gün): Genel
haciz yolundan farklı olarak kanun koyucu bu takipte ayrıca bir ödeme süresi
öngörmüştür. Bu süre, konut ve çatılı işyeri kiralarında otuz gündür ve ödeme
emrinin tebliğini izleyen günden işlemeye başlar. Kiracı bu süre içinde takip
konusu borcun tamamını öderse hem haciz hem de tahliye riskini ortadan
kaldırır.
Tahliye ihtarı: Süresinde
itiraz edilmez ve ödeme süresi içinde borç ödenmezse, alacaklının icra
dairesinden haciz, icra mahkemesinden ise taşınmazın tahliyesini isteyebileceği
ihtar edilir.
Bu noktada uygulama açısından
kritik bir hususa dikkat çekmeyi faydalı görmekteyiz: Ödeme ve itiraz
sürelerinin ödeme emrinde hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi halinde,
yasal koşulları taşımayan ödeme emri hukuki sonuç doğurmaz ve buna dayanılarak
tahliye kararı verilemez. Bu kural kamu düzenine ilişkin olup mahkemece
kendiliğinden gözetilir. Yargıtay, sürelerin matbu ödeme emrinin yalnızca
dipnot kısmında yer almasını dahi yeterli görmemiş; sürelerin ödeme emri
metninde açıkça yazılması gerektiğine hükmetmiştir.
|
Örnek ile basitleştirmek gerekirse, Ankara'da konut olarak kiraya verilen bir
taşınmazın kiracısı, Mart ve Nisan aylarına ait kira bedellerini ödememiştir.
Kiraya veren, herhangi bir ihtarname göndermeksizin doğrudan icra dairesine
başvurarak tahliye istemli ilamsız icra takibi başlatmıştır. Kiracıya tebliğ
edilen ödeme emrinde yedi günlük itiraz ve otuz günlük ödeme süresi
gösterilmiştir. Kiracı itiraz etmemiş ve otuz günlük süre içinde ödeme de
yapmamıştır. Bu durumda kiraya veren, ödeme süresinin dolmasından itibaren
altı ay içinde icra mahkemesine başvurarak taşınmazın tahliyesine karar
verilmesini talep edebilecektir. |
4. Kiracının Ödeme Emri
Karşısındaki Hukuki Durumu
Ödeme emrini tebliğ alan
kiracının tutumu, sürecin seyrini belirler. Bu aşamada üç temel ihtimal söz
konusudur.
4.1. Kiracının Süresinde Ödeme
Yapması
Kiracı, ödeme süresi içinde takip
konusu borcun tamamını icra dairesine veya alacaklının bildirdiği hesaba öderse
temerrüdün sonuçları ortadan kalkar; alacaklı artık icra mahkemesinden tahliye
talep edemez. Buna karşılık ödeme süresi geçtikten sonra yapılan ödeme,
alacaklı tarafından kabul edilmiş olsa dahi tahliye talebine engel oluşturmaz;
zira temerrüt olgusu gerçekleşmiştir. Birden fazla borçlu bulunan takiplerde,
borçlulardan birinin süresinde yaptığı tam ödeme diğer borçluları da borçtan
kurtarmakla beraber tahliye talebinin önüne geçer.
Ödeme emrinin tebliğinden önce
borcu ödemiş olan kiracının dahi bu durumu yedi günlük itiraz süresi içinde
icra dairesine itiraz yoluyla bildirmesi gerekir. Tebliğden önce yapılan
ödemeler itiraz yoluyla ileri sürülmezse; takip kesinleşir. Bu yöndeki savunmaları
ise itiraz edilmemesi nedeniyle yargılama aşamasında dinlenilmemesi gerekir.
4.2. Kiracının İtiraz Etmemesi
ve Ödeme Yapmaması
Kiracı yedi gün içinde itiraz
etmez ve ödeme süresi içinde borcu ödemezse takip kesinleşir ve temerrüt
nedeniyle tahliyenin koşulları oluşur. Bu halde alacaklı, icra dairesinden
haciz işlemlerinin başlatılmasını isteyebileceği gibi ödeme süresinin bitiminden
itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden taşınmazın tahliyesine karar
verilmesini talep edebilir. Uygulamada sıklıkla araştırılan husus: takip
kesinleşmiş olsa dahi tahliye, icra dairesinden değil mutlaka icra
mahkemesinden istenir; kanun koyucu, tahliye gibi ağır sonuç doğuran bir talep
hakkında mahkemece yargılama yapılmasını isabetli olarak zorunlu kılmıştır.
4.3. Kira Sözleşmesine İtiraz
Kiracının itirazının içeriği,
kiraya verenin önündeki yol haritasını belirleyen en kritik unsurdur. Kiracı,
kira sözleşmesinin varlığına veya yazılı sözleşmedeki imzasına itiraz edecekse
bunu açık ve kesin biçimde yapmak zorundadır; aksi halde İİK m. 269/2 uyarınca
kira sözleşmesini kabul etmiş sayılır.
Sözlü veya adi yazılı kira
sözleşmesine itiraz: Takip sözlü ya da adi yazılı bir kira
sözleşmesine dayanıyorsa ve kiracı sözleşmenin varlığına veya imzasına açık ve
kesin biçimde itiraz etmişse, alacaklı icra mahkemesinden itirazın
kaldırılmasını ve tahliyeyi isteyemez. İcra mahkemesinde istisna halleri hariç
olmak üzere tanık ve yemin deliline başvurulamadığı gibi, adi yazılı
sözleşmedeki imza üzerinde tahliye amaçlı imza incelemesi de yaptırılamaz. Bu
halde alacaklının, kira alacağının tahsili ve tahliye için genel hükümlere göre
sulh hukuk mahkemesinde dava açması gerekir.
Noter onaylı veya noterde
düzenlenen kira sözleşmesine itiraz: Takibin dayanağı noterlikçe
düzenlenmiş ya da imzası onaylanmış bir kira sözleşmesi ise kiracının
sözleşmeye itirazı takibi kilitlemez. Alacaklı, İİK m. 269/b uyarınca icra
mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliyeyi talep edebilir. Bu durumda
kiracı, sözleşmeye ve şartlarına ilişkin itirazlarını ancak aynı kuvvet ve
nitelikteki belgelerle ispatlayabilir; ispat edemezse itirazın kaldırılmasına
ve tahliyeye karar verilir.
4.4. Kira Sözleşmesi Dışındaki
İtirazlar
Kiracı, sözleşmeye değil de
borcun kendisine örneğin borcun ödendiğine, takas edildiğine veya zamanaşımına
uğradığına itiraz ediyorsa takip yine durmalıdır; ancak alacaklı bu kez
sözleşmenin niteliğine bakılmaksızın icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını
ve tahliyeyi isteyebilir. Kiracı bu tür itirazlarını İİK m. 269/c'de sayılan
nitelikte yazılı belgelerle ispatlamak zorundadır; itirazını belgeyle
ispatlayamayan ve ödeme süresi içinde ödeme de yapmayan kiracı hakkında
itirazın kaldırılması ile tahliyeye hükmedilir. Borca yalnızca kısmen itiraz
eden kiracının ise itiraz etmediği kısmı ödeme süresi içinde ödemesi gerekir;
aksi halde kabul edilen kısım yönünden temerrüt gerçekleşir ve tahliye gündeme
gelir.
5. İtirazın Kaldırılması ve
Tahliye Yargılaması
Kiracının itirazı üzerine duran
takibin sürdürülebilmesi ve tahliye sonucunun elde edilebilmesi için alacaklı,
icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını ve tahliyeyi birlikte talep
etmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun da vurguladığı üzere alacaklı,
itirazın kaldırılmasını istemeden yalnızca tahliye talep etmekle yetinemez; her
iki istemin birlikte ileri sürülmesi zorunludur.
Altı aylık hak düşürücü
süre: İİK m. 269/3 uyarınca bu başvuru; kiracı itiraz etmişse itiraz
dilekçesinin alacaklıya tebliğinden, itiraz edilmemişse ödeme süresinin
dolmasından itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
Görevli ve yetkili
mahkeme: Görevli mahkeme, takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı
bulunduğu icra mahkemesidir ve bu yetki kesin nitelikte olup kamu
düzenindendir. Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki kira uyuşmazlıkları
2023 yılında dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış olmakla birlikte, İİK'da
düzenlenen tahliye talepli ilamsız icra takipleri bu kuralın istisnasıdır;
itirazın kaldırılması ve tahliye talebinden önce arabuluculuğa başvurulması gerekmez.
Yargılama basit usule göre ve
duruşmalı olarak yürütülür; duruşma açılmadan karar verilmesi hukuki dinlenilme
hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlali sayıldığı kanaatindeyiz. İcra
mahkemesi dar yetkilidir; istisnai haller haricinde tanık ve yemin deliline
başvuramaz ve maddi hukuk bakımından kapsamlı bir inceleme yapamaz. Mahkeme
öncelikle ödeme emrinin usulüne uygunluğunu, sürelerin doğru gösterilip
gösterilmediğini ve taraf teşkilini re'sen denetler; bu koşullarda eksiklik
varsa işin esasına girmeden talebi reddeder.
Yargılama sonucunda talep esasa
ilişkin nedenlerle kabul edilirse kiracı / reddedilirse alacaklı aleyhine,
talep edilmiş olması koşuluyla, itiraza konu kira miktarının yüzde yirmisinden
az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Mahkemenin tahliyeye ilişkin hükmünde
taşınmazın adresinin açıkça gösterilmesi gerekir.
Ayrıca alacaklının itirazın
kaldırılması yerine sulh hukuk mahkemesinde genel hükümlere göre dava açması
her zaman mümkündür; bu davada dahi kiracıya tebliğ edilmiş olan tahliye
ihtarlı ödeme emri, TBK m. 315'teki yazılı ihtar yerine geçmektedir.
6. Kiracının Başvurabileceği
Hukuki Yollar
İcra mahkemesinin dar yetkili
olması ve ispat araçlarının sınırlılığı karşısında, gerçekte borçlu olmadığını
düşünen kiracıya kanun iki temel imkan tanımıştır.
6.1. Menfi Tespit Davası
Kiracı, takip konusu borçtan
sorumlu olmadığının tespiti için genel mahkemelerde menfi tespit davası
açabilir. Ancak bu davanın açılmış olması, icra takibini veya icra
mahkemesindeki tahliye yargılamasını kendiliğinden durdurmaz; takipten sonra
açılan menfi tespit davasında kiracı, takibin durdurulması yönünde ihtiyati
tedbir de alamaz. Kiracı yalnızca, icra dairesine yatırdığı paranın alacaklıya
ödenmemesi yönünde, alacak miktarının en az yüzde on beşi oranında teminat
karşılığında, ihtiyati tedbir kararı alabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu,
ödeme süresi içinde icra dairesine yatırılan paranın ihtiyati tedbir nedeniyle
alacaklıya aktarılamamasını süresinde yapılmış bir ödeme saymamış ve bu halde
dahi tahliye kararı verilebileceğine hükmetmiştir. Menfi tespit davasının
kiracı lehine kesinleşmesi halinde ise takip derhal durur.
6.2. İstirdat Davası
Kiracı, gerçekte borçlu olmadığı
bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmışsa, ödeme tarihinden
itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde istirdat davası açarak ödediği
bedelin faiziyle birlikte iadesini isteyebilir. İcra mahkemesi kararları maddi
anlamda kesin hüküm oluşturmadığından kiracı bu davada, takip sırasında ileri
sürdüğü itirazlarla bağlı olmaksızın iddialarını her türlü delille
ispatlayabilir. Davanın kabulü ve kararın kesinleşmesi hâlinde kiracı, İİK m.
40 uyarınca icranın iadesini talep edebilir.
7. Tahliye Kararının İcrası
İcra mahkemesinin tahliye
kararının infazı için kararın kesinleşmesi beklenmez; ancak kararın tefhim veya
tebliğinden itibaren on gün geçmesi gerekir. Bu süre içinde kiracı taşınmazı
kendiliğinden boşaltmaz ve icranın geri bırakılması (tehir-i icra) kararı da
almazsa, taşınmaz icra dairesi marifetiyle zorla tahliye edilebilir.
7.1. Taşınmazda Üçüncü Kişinin
Bulunması
Tahliye sırasında taşınmazda
kiracı dışında bir kişiyle karşılaşılması uygulamada sık rastlanan bir
durumdur. İİK m. 276 uyarınca, taşınmazda bulunan üçüncü kişi takibin
başlamasından önceki bir tarihe dayanan resmi bir belge ile işgalde haklı
olduğunu gösteremezse derhal tahliye edilir. Üçüncü kişi resmi belge ibraz
edememekle birlikte takip öncesine dayanan bir iddia ileri sürerse, icra memuru
mahallinde inceleme yaparak, örneğin komşuların beyanlarına başvurarak, bu
iddiayı değerlendirir; beyanı ciddi ve makul bulursa tahliyeyi erteleyerek
durumu üç gün içinde icra mahkemesine bildirir. İcra mahkemesi tarafları
duruşmalı olarak dinler; üçüncü kişinin iddiasını haksız bulursa tahliyeye
hükmeder, kesin bir kanaate varamazsa taraflardan birine genel mahkemede dava
açması için yedi günlük süre verir.
7.2. İcranın İadesi
Tahliye kararı kesinleşmeden
infaz edilmiş ve karar daha sonra istinaf mahkemesince kaldırılmış veya
Yargıtay tarafından bozulmuşsa İİK m. 40 hükümleri devreye girer. Bozma veya
kaldırma kararının icra dairesine sunulmasıyla icra işlemleri olduğu yerde durur;
ilk derece mahkemesinin bozmaya uyması ve bu kararın kesinleşmesi halinde ise
ayrıca bir hükme gerek olmaksızın icranın iadesi talep edilebilir ve tahliye
edilen taşınmaz kiracıya geri verilir. Ancak taşınmaz bu arada iyi niyetli
üçüncü bir kişiye kiralanmışsa üçüncü kişinin hakkı korunur; bu halde
taşınmazın aynen iadesi mümkün olmaz ve kiracı ancak tazminat talep edebilir.
Sık Sorulan Sorular
Kiracı bir ay kira ödemezse
hemen tahliye edilebilir mi?
Kiracıya tebliğ edilen ödeme emri
ile konut ve çatılı işyeri kiralarında otuz günlük yasal ödeme süresi tanınır.
Kiracı bu süre içinde takip konusu borcun tamamını öderse tahliye edilemez.
Tahliye, ancak bu sürenin ödeme yapılmadan geçirilmesi ve icra mahkemesince
tahliyeye kararı vermesi halinde mümkündür.
Yazılı kira sözleşmem yok;
yine de tahliye talepli icra takibi başlatabilir miyim?
Evet. Kira sözleşmesi sözlü
olarak da kurulabildiğinden, yazılı sözleşmesi bulunmayan kiraya veren de bu
takip yolunu kullanabilir. Ancak kiracı sözlü sözleşmenin varlığına açık ve
kesin biçimde itiraz ederse icra mahkemesinden tahliye istenemez; uyuşmazlığın
genel hükümlere göre sulh hukuk mahkemesinde çözülmesi gerekir.
Ödeme emrine itiraz etmek
tahliyeyi engeller mi?
İtiraz takibi durdurur; ancak tek
başına tahliyeyi engellemez. Yapılacak yargılama kapsamında eksik ödemenin
mevcudiyeti halinde tahliye kararı verilir.
Otuz günlük süre geçtikten
sonra borcu ödesem tahliye edilir miyim?
Ödeme süresi geçtikten sonra
yapılan ödeme, alacaklı tarafından kabul edilmiş olsa dahi temerrüt olgusunu
ortadan kaldırmaz ve alacaklının icra mahkemesinden tahliye talep etmesine
engel olmaz.
Tahliye kararının uygulanması
için kararın kesinleşmesi gerekir mi?
Hayır. Tahliye kararının infazı
için kesinleşme aranmaz; kararın tefhim veya tebliğinden itibaren on gün
geçmesi yeterlidir. Kiracı, kanun yoluna başvurmakla birlikte tahliyeyi
durdurmak istiyorsa icranın geri bırakılması (tehiri icra) sürecini işletmelidir.
Tahliye davasından önce
arabulucuya başvurmak zorunlu mu?
Kira uyuşmazlıkları kural olarak
dava şartı arabuluculuk kapsamında olmakla birlikte, İİK m. 269 ve devamı
maddelerine dayanan tahliye talepli ilamsız icra takipleri ile buna bağlı
itirazın kaldırılması ve tahliye talepleri bu kuralın istisnasıdır; arabuluculuğa
başvurulması gerekmez.
Sonuç
Kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle kiralananın ilamsız icra yolu ile tahliyesi, kiraya verene mahkeme ilamı beklemeksizin hem alacağını tahsil etme hem de taşınmazını boşalttırma imkanı veren güçlü ve hızlı bir hukuki araçtır. Bununla birlikte süreç; ödeme emrinin içeriğinden taraf teşkiline, itiraz türlerinin doğurduğu farklı sonuçlardan altı aylık hak düşürücü süreye kadar sıkı şekil kurallarına bağlıdır ve yapılacak küçük bir usul hatası, takibin tümüyle sonuçsuz kalmasına yol açabilir. Aynı şekilde kiracı bakımından da yedi günlük itiraz ve otuz günlük ödeme sürelerinin doğru yönetilmesi, hak kaybının önlenmesi açısından belirleyicidir.
Vista Hukuk Bürosu Ankara Avukatlık Ofisi İletişim Bilgileri 📞 +90 312 911 69 59 | 📍 Kızılay, Çankaya / Ankara | 🌐 vistahukuk.com |
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylar için karar vermeden önce bir avukat görüşü alınması önerilir.

Yorumlar