Uzaklaştırma Kararı Nedir?
Uzaklaştırma
kararı, şiddet uygulayan ya da şiddet tehlikesi bulunan kişinin korunan kişiden
ve müşterek konuttan uzak tutulmasını sağlayan bir önleyici tedbirdir. Aile
mahkemesine, kolluğa veya mülki amire yapılan başvuru üzerine delil
aranmaksızın verilebilmekte; ihlali halinde ise zorlama hapsi ile yaptırıma
bağlanmaktadır.
Uzaklaştırma kararı,
şiddete uğrayan ya da şiddet görme tehlikesi altında bulunan kişilerin
güvenliğinin sağlanması amacıyla verilen önleyici tedbirlerden biridir. 6284
sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun
çerçevesinde düzenlenen bu tedbir sayesinde, şiddet uygulayan ya da uygulama
tehlikesi bulunan kişinin korunan kişiye yaklaşması ve onunla iletişim kurması
engellenmekte, gerektiğinde şiddet uygulayanın müşterek konuttan derhal
uzaklaştırılması sağlanmaktadır. Bu koruma yalnızca eşler arasındaki
uyuşmazlıklarla sınırlı olmayıp; aile bireyleri, eski eş, nişanlı, sevgili ve
aralarında herhangi bir yakınlık bağı bulunmayan kişiler bakımından da
uygulanabilmektedir.
|
Hızlı Özet Başvuru Şartı: Mağdur, Aile
Mahkemesine, kolluğa veya mülki amire başvurabilir; koruyucu tedbirler
bakımından delil veya belge şartı aranmamaktadır. Süre: Tedbir kararı ilk defasında en
çok altı ay için verilmekte, tehlikenin devamı halinde uzatılabilmektedir. Maliyet: Başvuru harca veya ücrete tabi
değildir. İhlalin Sonucu: Karara aykırı davranan
kişi hakkında zorlama hapsi uygulanmakta olup bu yaptırım adli sicile
işlenmemektedir. |
Uzaklaştırma
Kararının Kapsamı ve Yararlanabilecek Kişiler
6284 sayılı Kanun'un
koruma kapsamı, yalnızca evlilik birliği içindeki taraflarla sınırlı
tutulmamıştır. Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı
ısrarlı takip mağduru olan kişileri koruma altına almaktadır. Uygulamada bu
koruma kapsamına şu kişiler girmektedir:
Eş veya aile
bireylerinden şiddet görenler,
Eski eş, nişanlı ya da
sevgili tarafından tehdit edilen veya ısrarlı takibe maruz kalan kişiler,
Ortak konutu paylaşan
kişilerden şiddet görenler,
Şiddet mağduru olan veya
şiddet ortamından etkilenen çocuklar.
Belirleyici husus,
taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği değil; kişinin fiziksel,
psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddete maruz kalmış olması ya da böyle bir
tehlikeyle karşı karşıya bulunmasıdır.
Israrlı
Takip Mağdurları da Bu Korumadan Yararlanır mı?
Evet. 6284 sayılı
Kanun'un koruma kapsamına, aralarında herhangi bir aile bağı veya ilişki
bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, tek taraflı ısrarlı takip mağdurları da
dahil edilmiştir. Uygulama Yönetmeliği'ne göre ısrarlı takip; şiddet
uygulayanın, mağdurun güvenliğinden endişe duymasına yol açacak şekilde fiziki
veya psikolojik korku ve çaresizlik yaratacak biçimde sürekli ve baskı
oluşturan her türlü tutum ve davranışı ifade etmektedir.
2022 yılında yapılan
kanun değişikliğiyle ısrarlı takip, Türk Ceza Kanunu'nun 123/A maddesinde
ayrıca suç olarak da düzenlenmiş olup altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını
gerektirmektedir. Failin, hakkında daha önce uzaklaştırma ya da yaklaşmama
tedbiri verilmiş olmasına rağmen takibi sürdürmesi, bu suçun nitelikli hali
sayılmaktadır. Dolayısıyla ısrarlı takip mağduru olan bir kişi, hem 6284 sayılı
Kanun kapsamında koruma tedbiri talep edebilmekte hem de ayrıca suç duyurusunda
bulunarak ceza soruşturması başlatılmasını isteyebilmektedir; bu iki yol
birbirini engellememekte, aynı anda yürütülebilmektedir.
Hukuki
Dayanağı Nedir?
Uzaklaştırma kararının
temel dayanağı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin
Önlenmesine Dair Kanun'dur. Kanunun 1. maddesi düzenlemenin amacını, şiddete
uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunmasına ilişkin usul ve
esasları belirlemek olarak ortaya koymakta; hakim tarafından verilebilecek
önleyici tedbirler ise 5. maddede tek tek sayılmaktadır. Uzaklaştırma, bu
maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen tedbirdir.
Kanun, aynı zamanda Türk
Medeni Kanunu'na ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na da atıf yapmaktadır.
Örneğin Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesinde düzenlenen aile konutu şerhi,
mağdurun yaşadığı konutun korunması bakımından ayrıca başvurulabilecek bir güvence
sağlamaktadır. Bununla birlikte, esas itibarıyla uzaklaştırma kararları 6284
sayılı Kanun çerçevesinde alınmakta ve uygulanmaktadır.
Uzaklaştırma
Kararının Türleri Nelerdir?
6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (b) bendinde tek bir tedbir düzenlenmiş olsa da, bu tedbir uygulamada iki farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır:
Müşterek konuttan
uzaklaştırma: Şiddet
uygulayan ile korunan kişi aynı evde yaşıyorsa, hakim şiddet uygulayanın bu
evden derhal çıkarılmasına ve evin korunan kişiye tahsis edilmesine karar
vermektedir. Evin kime ait olduğunun ya da kira sözleşmesinin kimin üzerine
olduğunun bu tedbir bakımından bir önemi bulunmamaktadır.
Bulunduğu yerden
uzaklaştırma (yaklaşmama): Taraflar aynı evde yaşamıyorsa, tedbir doğrudan korunan kişinin evine,
işyerine, okuluna veya bulunduğu herhangi bir yere yaklaşmama şeklinde
uygulanmaktadır.
Ayrıca kararı veren
mercie göre de bir ayrım söz konusudur. Asıl ve kalıcı nitelikteki uzaklaştırma
kararını aile mahkemesi hakimi vermektedir. İşin gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde ise kolluk amiri ya da mülki amir, geçici nitelikte bir uzaklaştırma
kararı verebilmekte; bu karar en geç takip eden iş günü hakimin onayına
sunulmakta ve onaylanmazsa kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.
Uzaklaştırma
Kararı Nasıl Alınır?
Uzaklaştırma kararı
alınması süreci, mağdurun güvenliğinin ivedilikle sağlanması amacıyla hızlı ve
nispeten sade bir usule tabi tutulmuştur. Süreç uygulamada genel olarak dört aşamada
özetlenebilir.
Birinci Aşama: Başvuru
Mercii
Mağdur, öncelikle Aile
Mahkemesine bir dilekçe ile başvurabilir. Bulunulan yerde Aile Mahkemesi yoksa,
bu görevi Asliye Hukuk Mahkemesi yerine getirmektedir.
İkinci Aşama: Kolluk
veya Mülki Amir Aracılığıyla Başvuru
İvedi bir durumun
bulunması halinde mağdur, doğrudan polis veya jandarmaya başvurarak koruma
talebinde bulunabilir. Kolluk, mağdurun beyanını alarak geçici nitelikte bir
tedbire karar verebilmekte; bu karar en geç takip eden iş günü hakimin onayına
sunulmaktadır. Aynı şekilde mülki amire (vali veya kaymakam) başvurulması da
mümkündür.
Üçüncü Aşama: Talebin
Değerlendirilmesi ve Karar
Hakim, mağdurun
başvurusunu ivedilikle değerlendirmektedir. Koruyucu tedbirler bakımından kanun
delil veya belge aranmayacağını açıkça düzenlemiş olup, önleyici tedbirler
yönünden aynı açıklıkta bir hüküm bulunmasa da uygulamada mağdurun beyanı,
tedbir kararı verilmesi için esas alınmaktadır. Her ne kadar başvuru için delil
veya belge sunma zorunluluğu bulunmasa da, iddia edilen hususların mevcutsa
mesaj kaydı, tanık beyanı veya darp raporu gibi belgelerle desteklenmesi,
sürecin hızlanmasına ve olası bir itiraz aşamasında tedbirin haklılığının
ortaya konulmasına katkı sağlayacaktır. Hakim, somut olayın özelliğine göre
madde 5'te sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer
bir tedbire birlikte karar verebilmektedir.
Dördüncü Aşama: Tebliğ
ve Uygulama
Verilen karar, korunan
kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilmektedir. Tebligat
sırasında, karara aykırı davranılması halinde zorlama hapsi uygulanacağına dair
ihtar da mutlaka yapılmaktadır; bu ihtarın kararda yer almaması, ihlal halinde zorlama hapsi kararı verilmesine engel
olmaktadır. Koruyucu tedbir kararları ise şiddet uygulayana tebliğ edilmese
dahi uygulanmaktadır. Kararın uygulanması kolluk marifetiyle
gerçekleştirilmekte; mağdurun ihtiyacına göre Şiddet Önleme ve İzleme
Merkezleri (ŞÖNİM) de barınma, psikolojik destek ve hukuki danışmanlık
hizmetleriyle sürece dahil olmaktadır.

Uzaklaştırma kararı süreç akış şeması: başvurudan zorlama hapsine kadar işleyiş
Kararın
Süresi ve Uzatılması
Uzaklaştırma kararı, ilk
defasında en çok altı ay için verilmektedir. Şiddet veya şiddet uygulanma
tehlikesinin devam edeceği anlaşılıyorsa; tedbirin süresi resen, korunan
kişinin talebiyle ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine
uzatılabilmekte, türü değiştirilebilmekte veya aynen devamına karar
verilebilmektedir. Uzatma kendiliğinden gerçekleşmemekte, bu yönde bir talebin
ileri sürülmesi gerekmektedir.
Tehlikenin ortadan
kalktığı ya da taraflar arasında uzlaşma sağlandığı hallerde, mağdur da
mahkemeye başvurarak tedbirin süresinden önce kaldırılmasını talep
edebilmektedir. Bu talebin mahkemece samimi bulunması halinde tedbir
kaldırılabilmekte; ancak mağdur talepte bulunmadıkça karar kendiliğinden sona
ermemektedir.
Uzaklaştırma
Kararına Nasıl İtiraz Edilir?
Hakkında tedbir kararı
verilen kişi ya da korunan kişi, kararın haksız, ölçüsüz veya usule aykırı
olduğunu düşünüyorsa, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde
kararı veren aile mahkemesine yazılı bir dilekçeyle itiraz edebilmektedir; kolluk
veya mülki amir tarafından verilen kararlara itiraz da yine aile mahkemesine
yöneltilmektedir. Aynı yerde birden fazla aile mahkemesi bulunması halinde
dosya, numara olarak izleyen daireye gönderilmektedir.
İtiraz dilekçesinde,
itirazın dayandığı somut gerekçenin -örneğin iddiaların gerçeği
yansıtmadığının, kararın kapsamının ölçüsüz tutulduğunun ya da tedbiri
gerektiren durumun ortadan kalktığının- açıkça belirtilmesi ve varsa buna
ilişkin delillerin eklenmesi, itirazın değerlendirilmesini kolaylaştıracaktır.
Mahkeme itirazı genellikle dosya üzerinden, bir hafta içinde sonuçlandırmakta;
ancak gerekli görülmesi halinde taraflar dinlenebilmektedir. Verilen karar
kesindir ve itiraz yoluna başvurulmuş olması, itiraz sonuçlanana kadar mevcut
tedbirin uygulanmasını durdurmamaktadır.
Kararın
İhlali Halinde Ne Olur? Zorlama Hapsi
4320 sayılı eski Kanun
döneminde tedbire aykırılık ayrı bir suç olarak düzenlenmiş ve üç ay hapis
cezasına bağlanmıştı. 6284 sayılı Kanun ile bu yaptırım suç olmaktan
çıkarılmış, disiplin niteliğinde bir yaptırım olan zorlama hapsine
dönüştürülmüştür.
Tedbir kararına aykırı davranan şiddet uygulayan hakkında hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanmaktadır. Aykırılığın tekrarı halinde bu süre on beş günden otuz güne kadar arttırılabilmekte; ancak zorlama hapsinin toplam süresi her halükarda altı ayı geçememektedir. İhlalin kolluk tarafından tespiti halinde tutulan tutanak Cumhuriyet başsavcılığına, oradan da aile mahkemesine iletilmekte; ihlalin doğrudan aile mahkemesince tespit edilmesi halinde ise ayrıca bir başvuruya gerek kalmaksızın resen karar verilebilmektedir. Zorlama hapsi kararları tekerrüre esas alınmamakta, koşullu salıverilme hükümlerine tabi olmamakta ve adli sicil kaydına işlenmemektedir.
Karara aykırılık
sırasında mağdura yönelik fiziksel saldırı, tehdit veya hakaret gibi ayrıca suç
teşkil eden eylemler gerçekleşmişse, fail hem zorlama hapsine hem de ilgili
suçtan Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılabilmektedir; bu iki yaptırım
birbirinin yerine geçmemektedir.
Israrlı ihlal hallerinde,
hakim kararıyla failin ayağına elektronik kelepçe takılabilmekte; bu sistem
sayesinde failin korunan kişiye yaklaşması halinde güvenlik birimleri anında
haberdar edilmektedir. KADES (Kadın Destek Uygulaması) da, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün
geliştirdiği bir mobil uygulama olarak, tehlike anında tek dokunuşla 155 Polis
İmdat hattına ulaşılmasını sağlamaktadır.
Uzaklaştırma
Kararıyla Birlikte Hangi Tedbirler Uygulanabilir?
Uzaklaştırma kararı, uygulamada çoğu zaman tek başına değil, 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinde sayılan diğer tedbirlerle birlikte hükmedilmektedir. Aşağıdaki tabloda bu tedbirlerden bazıları ve uygulamadaki görünümleri özetlenmiştir; tedbirlerin tamamına ayrı bir yazımızda daha ayrıntılı yer verilmiştir.
|
Tedbir Türü |
Uygulamadaki Görünümü |
|
Yaklaşmama |
Konuta, işyerine veya okula belirli bir mesafeden
yaklaşmama |
|
İletişim yasağı |
Arama, mesaj veya sosyal medya yoluyla temas kurmama |
|
Müşterek konuttan uzaklaştırma |
Ortak yaşam alanının derhal terk edilmesi |
|
Silah teslimi |
Bulundurma/taşıma izni olan silahın kolluğa teslimi |
|
Yakınlara yaklaşmama |
Mağdurun yakınları, tanıkları ve çocuklarına yaklaşmama |
Başvuru
Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Her ne kadar başvuru sözlü olarak da
yapılabilse de uygulamada yazılı bir dilekçe ile sunulması istenmektedir; bununla
birlikte yazılı başvuru, talebin net biçimde ortaya konulması bakımından tercih
edilmektedir. Dilekçede genel olarak şu unsurların yer alması beklenmektedir:
Başvurulan mahkemenin
veya merciin adı,
Mağdur ve hakkında tedbir
istenen kişinin kimlik ve iletişim bilgileri,
Yaşanan olayların tarih
sırasıyla ve somut biçimde anlatımı,
Talep edilen tedbir ya da
tedbirlerin açıkça belirtilmesi (örneğin uzaklaştırma, iletişim yasağı, silah
teslimi),
Varsa mesaj kaydı, darp
raporu veya tanık bilgisi gibi destekleyici unsurların eklenmesi.
Talep edilen tedbirlerin
somut ve anlaşılır biçimde ifade edilmesi önem taşımaktadır; yalnızca
'uzaklaştırma istiyorum' ifadesi yerine, hangi adresten uzaklaştırma talep
edildiğinin ve iletişim yasağının da istenip istenmediğinin ayrıca
belirtilmesi, hakimin değerlendirmesini kolaylaştıracaktır.
Sıkça
Sorulan Sorular
Polis veya Jandarma
Uzaklaştırma Kararı Verebilir mi?
Gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde, kolluk amiri de belirli tedbirler (şiddet tehdidi/hakaret
içeren davranışta bulunmama, uzaklaştırma, yaklaşmama, yakınlara yaklaşmama)
bakımından geçici nitelikte karar verebilmektedir. Bu karar, en geç takip eden
iş günü hakimin onayına sunulmakta olup hakim tarafından onaylanmadığı takdirde
kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.
Eş veya Sevgili
Dışındaki Kişiler İçin de Uzaklaştırma Kararı Alınabilir mi?
Evet. 6284 sayılı
Kanun'un koruması, evlilik veya akrabalık bağı bulunan kişilerle sınırlı
tutulmamıştır; nişanlı, sevgili, eski sevgili gibi aralarında resmi bir bağ
bulunmayan kişiler arasında da, taraflardan biri diğerine yönelik şiddet
uyguluyor veya ısrarlı takip yürütüyorsa uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbiri
talep edilebilmektedir. Belirleyici olan husus, taraflar arasındaki hukuki
ilişkinin niteliği değil, şiddet veya şiddet tehlikesinin varlığıdır.
Uzaklaştırma Kararı
Sabıka Kaydına İşler mi?
Hayır. Gerek koruyucu ve
önleyici tedbir kararları gerekse bu kararlara aykırılık nedeniyle uygulanan
zorlama hapsi, adli sicil kaydına işlenmemekte, tekerrüre esas alınmamakta ve
koşullu salıverilme hükümlerine tabi olmamaktadır. Dolayısıyla hakkında böyle
bir karar bulunması, kişinin adli sicil kaydında görünen bir mahkumiyet
anlamına gelmemektedir.
Uzaklaştırma Kararı
Varken Çocuklarla Kişisel İlişki Nasıl Kurulur?
Hakim, bu konuda çocuğun
üstün yararını gözeterek karar vermektedir. Şiddet uygulayan hakkında daha önce
çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir mahkeme kararı bulunuyorsa, hakim
bu ilişkinin bir refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlandırılmasına veya
tehlikenin ağırlığına göre tamamen kaldırılmasına karar verebilmektedir.
Mağdur Uzaklaştırma
Kararını Geri Çekebilir mi?
Evet. Mağdur, tehlikenin
ortadan kalktığını düşünüyorsa mahkemeye başvurarak tedbirin kaldırılmasını
talep edebilmektedir. Mahkeme bu talebi değerlendirerek tedbirin kaldırılmasına
karar verebilmektedir. Buna karşılık, hakkında tedbir uygulanan kişinin tek
başına bu yönde bir talepte bulunma hakkı olmayıp, kendisi ancak itiraz yolunu
kullanabilmektedir.
Uzaklaştırma Kararı
İçin Delil Şartı Var mıdır?
Kanun, koruyucu tedbirler
bakımından delil veya belge aranmayacağını açıkça düzenlemiştir. Önleyici
tedbirler yönünden (uzaklaştırma dahil) kanunda aynı açıklıkta bir hüküm
bulunmasa da, uygulamada mağdurun beyanı esas alınmakta ve karar bu beyana
dayanılarak verilebilmektedir. Her ne kadar başvuru için delil sunma
zorunluluğu bulunmasa da, iddia edilen hususların mevcut belgelerle
desteklenmesi süreci kolaylaştıracaktır.
Uzaklaştırma Kararı
ile Ceza Soruşturması Aynı Anda Yürüyebilir mi?
Evet. Uzaklaştırma kararı
bir koruma tedbiridir; ceza soruşturması ise ayrı bir suç iddiasının
araştırılmasıdır. Tehdit, hakaret, kasten yaralama veya ısrarlı takip gibi
fiiller söz konusuysa, koruma tedbiri talebi ile ceza şikayeti birbirinden
bağımsız şekilde ve eş zamanlı olarak yürütülebilmektedir.
Tedbir Kararı Tebliğ
Edilirken İmza Atılmazsa Ne Olur?
İmza atmaktan veya
tebligatı almaktan kaçınılması, kararın hukuki sonuç doğurmasına engel
değildir. Bu durum tebliğ memuru ya da kolluk görevlisi tarafından tutanakla
tespit edilmekte ve karar usulüne uygun şekilde bildirilmiş sayılmaktadır.
Dolayısıyla kişi, tebligatı fiilen almamış olsa dahi tedbire uymakla yükümlü
kabul edilmekte; sonradan gerçekleşecek aykırılıklar da yaptırıma tabi
olmaktadır.
Uzaklaştırma Kararının
İhlali Halinde Ne Yapılmalıdır?
Şiddet uygulayanın karara
aykırı davranması halinde, korunan kişinin gecikmeden 155 Polis İmdat hattını, KADES uygulamasını ya da en yakın kolluk birimini araması gerekmektedir. Kolluk, durumu tutanağa
bağlayarak Cumhuriyet başsavcılığına, oradan da aile mahkemesine iletmekte;
kararda buna ilişkin ihtarın yer alması koşuluyla, ilk aykırılıkta üç ila on
gün, tekrarında ise on beş ila otuz gün arası zorlama hapsi uygulanmaktadır.
Sonuç
Uzaklaştırma kararı,
şiddet mağdurlarının hızlı ve etkin biçimde korunmasını sağlayan, uygulamada
sıklıkla diğer önleyici tedbirlerle birlikte hükmedilen kapsamlı bir koruma
mekanizmasıdır. Kararın etkinliği; başvurunun doğru mercie ve zamanında
yapılmasına, tebliğ ile gizlilik kurallarının usulüne uygun uygulanmasına ve
ihlal halinde zorlama hapsi mekanizmasının vakit kaybetmeden işletilmesine
bağlıdır. Somut olayın özelliklerine uygun tedbirlerin açıkça talep edilmesi,
hak kaybının önlenmesi açısından belirleyici önem taşımaktadır.
Vista Hukuk Bürosu Ankara Avukatlık Ofisi İletişim Bilgileri 📞 +90 312 911 69 59 | 📍 Kızılay, Çankaya / Ankara | 🌐 vistahukuk.com |
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylar için karar vermeden önce bir avukat görüşü alınması önerilir.

Yorumlar