Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetlerimiz Duyurular İletişim Kariyer
Tüm Yazılara Dön
Aile Hukuku30 Temmuz 2026Av. Melis YÜCEL TİFTİKÇİ12 dk okuma

Uzaklaştırma Kararı Nedir?

Uzaklaştırma kararı, şiddet uygulayan ya da şiddet tehlikesi bulunan kişinin korunan kişiden ve müşterek konuttan uzak tutulmasını sağlayan bir önleyici tedbirdir. Aile mahkemesine, kolluğa veya mülki amire yapılan başvuru üzerine delil aranmaksızın verilebilmekte; ihlali halinde ise zorlama hapsi ile yaptırıma bağlanmaktadır.

Uzaklaştırma kararı, şiddete uğrayan ya da şiddet görme tehlikesi altında bulunan kişilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla verilen önleyici tedbirlerden biridir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde düzenlenen bu tedbir sayesinde, şiddet uygulayan ya da uygulama tehlikesi bulunan kişinin korunan kişiye yaklaşması ve onunla iletişim kurması engellenmekte, gerektiğinde şiddet uygulayanın müşterek konuttan derhal uzaklaştırılması sağlanmaktadır. Bu koruma yalnızca eşler arasındaki uyuşmazlıklarla sınırlı olmayıp; aile bireyleri, eski eş, nişanlı, sevgili ve aralarında herhangi bir yakınlık bağı bulunmayan kişiler bakımından da uygulanabilmektedir.

Hızlı Özet

Başvuru Şartı: Mağdur, Aile Mahkemesine, kolluğa veya mülki amire başvurabilir; koruyucu tedbirler bakımından delil veya belge şartı aranmamaktadır.

Süre: Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilmekte, tehlikenin devamı halinde uzatılabilmektedir.

Maliyet: Başvuru harca veya ücrete tabi değildir.

İhlalin Sonucu: Karara aykırı davranan kişi hakkında zorlama hapsi uygulanmakta olup bu yaptırım adli sicile işlenmemektedir.

Uzaklaştırma Kararının Kapsamı ve Yararlanabilecek Kişiler

6284 sayılı Kanun'un koruma kapsamı, yalnızca evlilik birliği içindeki taraflarla sınırlı tutulmamıştır. Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri koruma altına almaktadır. Uygulamada bu koruma kapsamına şu kişiler girmektedir:

Eş veya aile bireylerinden şiddet görenler,

Eski eş, nişanlı ya da sevgili tarafından tehdit edilen veya ısrarlı takibe maruz kalan kişiler,

Ortak konutu paylaşan kişilerden şiddet görenler,

Şiddet mağduru olan veya şiddet ortamından etkilenen çocuklar.

Belirleyici husus, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği değil; kişinin fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddete maruz kalmış olması ya da böyle bir tehlikeyle karşı karşıya bulunmasıdır.

Israrlı Takip Mağdurları da Bu Korumadan Yararlanır mı?

Evet. 6284 sayılı Kanun'un koruma kapsamına, aralarında herhangi bir aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, tek taraflı ısrarlı takip mağdurları da dahil edilmiştir. Uygulama Yönetmeliği'ne göre ısrarlı takip; şiddet uygulayanın, mağdurun güvenliğinden endişe duymasına yol açacak şekilde fiziki veya psikolojik korku ve çaresizlik yaratacak biçimde sürekli ve baskı oluşturan her türlü tutum ve davranışı ifade etmektedir.

2022 yılında yapılan kanun değişikliğiyle ısrarlı takip, Türk Ceza Kanunu'nun 123/A maddesinde ayrıca suç olarak da düzenlenmiş olup altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. Failin, hakkında daha önce uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbiri verilmiş olmasına rağmen takibi sürdürmesi, bu suçun nitelikli hali sayılmaktadır. Dolayısıyla ısrarlı takip mağduru olan bir kişi, hem 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talep edebilmekte hem de ayrıca suç duyurusunda bulunarak ceza soruşturması başlatılmasını isteyebilmektedir; bu iki yol birbirini engellememekte, aynı anda yürütülebilmektedir.

Hukuki Dayanağı Nedir?

Uzaklaştırma kararının temel dayanağı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'dur. Kanunun 1. maddesi düzenlemenin amacını, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olarak ortaya koymakta; hakim tarafından verilebilecek önleyici tedbirler ise 5. maddede tek tek sayılmaktadır. Uzaklaştırma, bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen tedbirdir.

Kanun, aynı zamanda Türk Medeni Kanunu'na ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na da atıf yapmaktadır. Örneğin Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesinde düzenlenen aile konutu şerhi, mağdurun yaşadığı konutun korunması bakımından ayrıca başvurulabilecek bir güvence sağlamaktadır. Bununla birlikte, esas itibarıyla uzaklaştırma kararları 6284 sayılı Kanun çerçevesinde alınmakta ve uygulanmaktadır.

Uzaklaştırma Kararının Türleri Nelerdir?

6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (b) bendinde tek bir tedbir düzenlenmiş olsa da, bu tedbir uygulamada iki farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır:

Müşterek konuttan uzaklaştırma: Şiddet uygulayan ile korunan kişi aynı evde yaşıyorsa, hakim şiddet uygulayanın bu evden derhal çıkarılmasına ve evin korunan kişiye tahsis edilmesine karar vermektedir. Evin kime ait olduğunun ya da kira sözleşmesinin kimin üzerine olduğunun bu tedbir bakımından bir önemi bulunmamaktadır.

Bulunduğu yerden uzaklaştırma (yaklaşmama): Taraflar aynı evde yaşamıyorsa, tedbir doğrudan korunan kişinin evine, işyerine, okuluna veya bulunduğu herhangi bir yere yaklaşmama şeklinde uygulanmaktadır.

Ayrıca kararı veren mercie göre de bir ayrım söz konusudur. Asıl ve kalıcı nitelikteki uzaklaştırma kararını aile mahkemesi hakimi vermektedir. İşin gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise kolluk amiri ya da mülki amir, geçici nitelikte bir uzaklaştırma kararı verebilmekte; bu karar en geç takip eden iş günü hakimin onayına sunulmakta ve onaylanmazsa kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?

Uzaklaştırma kararı alınması süreci, mağdurun güvenliğinin ivedilikle sağlanması amacıyla hızlı ve nispeten sade bir usule tabi tutulmuştur. Süreç uygulamada genel olarak dört aşamada özetlenebilir.

Birinci Aşama: Başvuru Mercii

Mağdur, öncelikle Aile Mahkemesine bir dilekçe ile başvurabilir. Bulunulan yerde Aile Mahkemesi yoksa, bu görevi Asliye Hukuk Mahkemesi yerine getirmektedir. 

İkinci Aşama: Kolluk veya Mülki Amir Aracılığıyla Başvuru

İvedi bir durumun bulunması halinde mağdur, doğrudan polis veya jandarmaya başvurarak koruma talebinde bulunabilir. Kolluk, mağdurun beyanını alarak geçici nitelikte bir tedbire karar verebilmekte; bu karar en geç takip eden iş günü hakimin onayına sunulmaktadır. Aynı şekilde mülki amire (vali veya kaymakam) başvurulması da mümkündür.

Üçüncü Aşama: Talebin Değerlendirilmesi ve Karar

Hakim, mağdurun başvurusunu ivedilikle değerlendirmektedir. Koruyucu tedbirler bakımından kanun delil veya belge aranmayacağını açıkça düzenlemiş olup, önleyici tedbirler yönünden aynı açıklıkta bir hüküm bulunmasa da uygulamada mağdurun beyanı, tedbir kararı verilmesi için esas alınmaktadır. Her ne kadar başvuru için delil veya belge sunma zorunluluğu bulunmasa da, iddia edilen hususların mevcutsa mesaj kaydı, tanık beyanı veya darp raporu gibi belgelerle desteklenmesi, sürecin hızlanmasına ve olası bir itiraz aşamasında tedbirin haklılığının ortaya konulmasına katkı sağlayacaktır. Hakim, somut olayın özelliğine göre madde 5'te sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer bir tedbire birlikte karar verebilmektedir.

Dördüncü Aşama: Tebliğ ve Uygulama

Verilen karar, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilmektedir. Tebligat sırasında, karara aykırı davranılması halinde zorlama hapsi uygulanacağına dair ihtar da mutlaka yapılmaktadır; bu ihtarın kararda yer almaması, ihlal halinde zorlama hapsi kararı verilmesine engel olmaktadır. Koruyucu tedbir kararları ise şiddet uygulayana tebliğ edilmese dahi uygulanmaktadır. Kararın uygulanması kolluk marifetiyle gerçekleştirilmekte; mağdurun ihtiyacına göre Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) de barınma, psikolojik destek ve hukuki danışmanlık hizmetleriyle sürece dahil olmaktadır.

Uzaklaştırma kararı süreç akış şeması: başvurudan zorlama hapsine kadar işleyiş

Kararın Süresi ve Uzatılması

Uzaklaştırma kararı, ilk defasında en çok altı ay için verilmektedir. Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceği anlaşılıyorsa; tedbirin süresi resen, korunan kişinin talebiyle ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine uzatılabilmekte, türü değiştirilebilmekte veya aynen devamına karar verilebilmektedir. Uzatma kendiliğinden gerçekleşmemekte, bu yönde bir talebin ileri sürülmesi gerekmektedir.

Tehlikenin ortadan kalktığı ya da taraflar arasında uzlaşma sağlandığı hallerde, mağdur da mahkemeye başvurarak tedbirin süresinden önce kaldırılmasını talep edebilmektedir. Bu talebin mahkemece samimi bulunması halinde tedbir kaldırılabilmekte; ancak mağdur talepte bulunmadıkça karar kendiliğinden sona ermemektedir.

Uzaklaştırma Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Hakkında tedbir kararı verilen kişi ya da korunan kişi, kararın haksız, ölçüsüz veya usule aykırı olduğunu düşünüyorsa, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren aile mahkemesine yazılı bir dilekçeyle itiraz edebilmektedir; kolluk veya mülki amir tarafından verilen kararlara itiraz da yine aile mahkemesine yöneltilmektedir. Aynı yerde birden fazla aile mahkemesi bulunması halinde dosya, numara olarak izleyen daireye gönderilmektedir.

İtiraz dilekçesinde, itirazın dayandığı somut gerekçenin -örneğin iddiaların gerçeği yansıtmadığının, kararın kapsamının ölçüsüz tutulduğunun ya da tedbiri gerektiren durumun ortadan kalktığının- açıkça belirtilmesi ve varsa buna ilişkin delillerin eklenmesi, itirazın değerlendirilmesini kolaylaştıracaktır. Mahkeme itirazı genellikle dosya üzerinden, bir hafta içinde sonuçlandırmakta; ancak gerekli görülmesi halinde taraflar dinlenebilmektedir. Verilen karar kesindir ve itiraz yoluna başvurulmuş olması, itiraz sonuçlanana kadar mevcut tedbirin uygulanmasını durdurmamaktadır.

Kararın İhlali Halinde Ne Olur? Zorlama Hapsi

4320 sayılı eski Kanun döneminde tedbire aykırılık ayrı bir suç olarak düzenlenmiş ve üç ay hapis cezasına bağlanmıştı. 6284 sayılı Kanun ile bu yaptırım suç olmaktan çıkarılmış, disiplin niteliğinde bir yaptırım olan zorlama hapsine dönüştürülmüştür.

Tedbir kararına aykırı davranan şiddet uygulayan hakkında hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanmaktadır. Aykırılığın tekrarı halinde bu süre on beş günden otuz güne kadar arttırılabilmekte; ancak zorlama hapsinin toplam süresi her halükarda altı ayı geçememektedir. İhlalin kolluk tarafından tespiti halinde tutulan tutanak Cumhuriyet başsavcılığına, oradan da aile mahkemesine iletilmekte; ihlalin doğrudan aile mahkemesince tespit edilmesi halinde ise ayrıca bir başvuruya gerek kalmaksızın resen karar verilebilmektedir. Zorlama hapsi kararları tekerrüre esas alınmamakta, koşullu salıverilme hükümlerine tabi olmamakta ve adli sicil kaydına işlenmemektedir.

Karara aykırılık sırasında mağdura yönelik fiziksel saldırı, tehdit veya hakaret gibi ayrıca suç teşkil eden eylemler gerçekleşmişse, fail hem zorlama hapsine hem de ilgili suçtan Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılabilmektedir; bu iki yaptırım birbirinin yerine geçmemektedir.

Israrlı ihlal hallerinde, hakim kararıyla failin ayağına elektronik kelepçe takılabilmekte; bu sistem sayesinde failin korunan kişiye yaklaşması halinde güvenlik birimleri anında haberdar edilmektedir. KADES (Kadın Destek Uygulaması) da, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün geliştirdiği bir mobil uygulama olarak, tehlike anında tek dokunuşla 155 Polis İmdat hattına ulaşılmasını sağlamaktadır.

Uzaklaştırma Kararıyla Birlikte Hangi Tedbirler Uygulanabilir?

Uzaklaştırma kararı, uygulamada çoğu zaman tek başına değil, 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinde sayılan diğer tedbirlerle birlikte hükmedilmektedir. Aşağıdaki tabloda bu tedbirlerden bazıları ve uygulamadaki görünümleri özetlenmiştir; tedbirlerin tamamına ayrı bir yazımızda daha ayrıntılı yer verilmiştir.

Tedbir Türü

Uygulamadaki Görünümü

Yaklaşmama

Konuta, işyerine veya okula belirli bir mesafeden yaklaşmama

İletişim yasağı

Arama, mesaj veya sosyal medya yoluyla temas kurmama

Müşterek konuttan uzaklaştırma

Ortak yaşam alanının derhal terk edilmesi

Silah teslimi

Bulundurma/taşıma izni olan silahın kolluğa teslimi

Yakınlara yaklaşmama

Mağdurun yakınları, tanıkları ve çocuklarına yaklaşmama

 

Başvuru Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Her ne kadar başvuru sözlü olarak da yapılabilse de uygulamada yazılı bir dilekçe ile sunulması istenmektedir; bununla birlikte yazılı başvuru, talebin net biçimde ortaya konulması bakımından tercih edilmektedir. Dilekçede genel olarak şu unsurların yer alması beklenmektedir:

Başvurulan mahkemenin veya merciin adı,

Mağdur ve hakkında tedbir istenen kişinin kimlik ve iletişim bilgileri,

Yaşanan olayların tarih sırasıyla ve somut biçimde anlatımı,

Talep edilen tedbir ya da tedbirlerin açıkça belirtilmesi (örneğin uzaklaştırma, iletişim yasağı, silah teslimi),

Varsa mesaj kaydı, darp raporu veya tanık bilgisi gibi destekleyici unsurların eklenmesi.

Talep edilen tedbirlerin somut ve anlaşılır biçimde ifade edilmesi önem taşımaktadır; yalnızca 'uzaklaştırma istiyorum' ifadesi yerine, hangi adresten uzaklaştırma talep edildiğinin ve iletişim yasağının da istenip istenmediğinin ayrıca belirtilmesi, hakimin değerlendirmesini kolaylaştıracaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Polis veya Jandarma Uzaklaştırma Kararı Verebilir mi?

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, kolluk amiri de belirli tedbirler (şiddet tehdidi/hakaret içeren davranışta bulunmama, uzaklaştırma, yaklaşmama, yakınlara yaklaşmama) bakımından geçici nitelikte karar verebilmektedir. Bu karar, en geç takip eden iş günü hakimin onayına sunulmakta olup hakim tarafından onaylanmadığı takdirde kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

Eş veya Sevgili Dışındaki Kişiler İçin de Uzaklaştırma Kararı Alınabilir mi?

Evet. 6284 sayılı Kanun'un koruması, evlilik veya akrabalık bağı bulunan kişilerle sınırlı tutulmamıştır; nişanlı, sevgili, eski sevgili gibi aralarında resmi bir bağ bulunmayan kişiler arasında da, taraflardan biri diğerine yönelik şiddet uyguluyor veya ısrarlı takip yürütüyorsa uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbiri talep edilebilmektedir. Belirleyici olan husus, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği değil, şiddet veya şiddet tehlikesinin varlığıdır.

Uzaklaştırma Kararı Sabıka Kaydına İşler mi?

Hayır. Gerek koruyucu ve önleyici tedbir kararları gerekse bu kararlara aykırılık nedeniyle uygulanan zorlama hapsi, adli sicil kaydına işlenmemekte, tekerrüre esas alınmamakta ve koşullu salıverilme hükümlerine tabi olmamaktadır. Dolayısıyla hakkında böyle bir karar bulunması, kişinin adli sicil kaydında görünen bir mahkumiyet anlamına gelmemektedir.

Uzaklaştırma Kararı Varken Çocuklarla Kişisel İlişki Nasıl Kurulur?

Hakim, bu konuda çocuğun üstün yararını gözeterek karar vermektedir. Şiddet uygulayan hakkında daha önce çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir mahkeme kararı bulunuyorsa, hakim bu ilişkinin bir refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlandırılmasına veya tehlikenin ağırlığına göre tamamen kaldırılmasına karar verebilmektedir.

Mağdur Uzaklaştırma Kararını Geri Çekebilir mi?

Evet. Mağdur, tehlikenin ortadan kalktığını düşünüyorsa mahkemeye başvurarak tedbirin kaldırılmasını talep edebilmektedir. Mahkeme bu talebi değerlendirerek tedbirin kaldırılmasına karar verebilmektedir. Buna karşılık, hakkında tedbir uygulanan kişinin tek başına bu yönde bir talepte bulunma hakkı olmayıp, kendisi ancak itiraz yolunu kullanabilmektedir.

Uzaklaştırma Kararı İçin Delil Şartı Var mıdır?

Kanun, koruyucu tedbirler bakımından delil veya belge aranmayacağını açıkça düzenlemiştir. Önleyici tedbirler yönünden (uzaklaştırma dahil) kanunda aynı açıklıkta bir hüküm bulunmasa da, uygulamada mağdurun beyanı esas alınmakta ve karar bu beyana dayanılarak verilebilmektedir. Her ne kadar başvuru için delil sunma zorunluluğu bulunmasa da, iddia edilen hususların mevcut belgelerle desteklenmesi süreci kolaylaştıracaktır.

Uzaklaştırma Kararı ile Ceza Soruşturması Aynı Anda Yürüyebilir mi?

Evet. Uzaklaştırma kararı bir koruma tedbiridir; ceza soruşturması ise ayrı bir suç iddiasının araştırılmasıdır. Tehdit, hakaret, kasten yaralama veya ısrarlı takip gibi fiiller söz konusuysa, koruma tedbiri talebi ile ceza şikayeti birbirinden bağımsız şekilde ve eş zamanlı olarak yürütülebilmektedir.

Tedbir Kararı Tebliğ Edilirken İmza Atılmazsa Ne Olur?

İmza atmaktan veya tebligatı almaktan kaçınılması, kararın hukuki sonuç doğurmasına engel değildir. Bu durum tebliğ memuru ya da kolluk görevlisi tarafından tutanakla tespit edilmekte ve karar usulüne uygun şekilde bildirilmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla kişi, tebligatı fiilen almamış olsa dahi tedbire uymakla yükümlü kabul edilmekte; sonradan gerçekleşecek aykırılıklar da yaptırıma tabi olmaktadır.

Uzaklaştırma Kararının İhlali Halinde Ne Yapılmalıdır?

Şiddet uygulayanın karara aykırı davranması halinde, korunan kişinin gecikmeden 155 Polis İmdat hattını, KADES uygulamasını ya da en yakın kolluk birimini araması gerekmektedir. Kolluk, durumu tutanağa bağlayarak Cumhuriyet başsavcılığına, oradan da aile mahkemesine iletmekte; kararda buna ilişkin ihtarın yer alması koşuluyla, ilk aykırılıkta üç ila on gün, tekrarında ise on beş ila otuz gün arası zorlama hapsi uygulanmaktadır.

Sonuç

Uzaklaştırma kararı, şiddet mağdurlarının hızlı ve etkin biçimde korunmasını sağlayan, uygulamada sıklıkla diğer önleyici tedbirlerle birlikte hükmedilen kapsamlı bir koruma mekanizmasıdır. Kararın etkinliği; başvurunun doğru mercie ve zamanında yapılmasına, tebliğ ile gizlilik kurallarının usulüne uygun uygulanmasına ve ihlal halinde zorlama hapsi mekanizmasının vakit kaybetmeden işletilmesine bağlıdır. Somut olayın özelliklerine uygun tedbirlerin açıkça talep edilmesi, hak kaybının önlenmesi açısından belirleyici önem taşımaktadır.


Vista Hukuk Bürosu

Ankara Avukatlık Ofisi İletişim Bilgileri

📞 +90 312 911 69 59   |   📍 Kızılay, Çankaya / Ankara   |   🌐 vistahukuk.com

 

Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylar için karar vermeden önce bir avukat görüşü alınması önerilir. 

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...