|
Hızlı
Özet Kamulaştırmasız el atmanın tanımı, fiili ve
hukukî el atma ayrımı, Dolaylı el atma ve geçici el atma kavramları, Malikin açabileceği davalar: el atmanın önlenmesi, bedel, ecrimisil, manevi
tazminat ve munzam zarar. Taşınmaz bedelinin hesaplanması ve faiz rejimi, Zamanaşımı süreleri ve hak düşürücü süre iptalinin pratik sonuçları, AYM
E.2024/135 kararı: görevli mahkeme tartışması ve geçiş süreci, Geçici 6.
Madde kapsamındaki taşınmazlar için uzlaşma prosedürü, AYM ve AİHM'e
bireysel başvuru yolları, DOP kesintisi ve kamulaştırmasız el atma
sayılamayacak haller |
Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
Anayasa'nın 46. maddesi, devlete ve kamu tüzel kişilerine kamu yararının
gerektirdiği hallerde özel mülkiyetteki taşınmazlara el koyma yetkisi
tanımakta; ancak bu yetkinin kullanılmasını kamulaştırma usulüne ve gerçek
karşılığın peşin ödenmesi şartına bağlamaktadır. Kamulaştırmasız el atma,
idarenin bu anayasal güvencelere uymaksızın kamulaştırma kararı almadan,
bedel ödemeden veya usulü tamamlamadan, özel mülkiyetteki bir taşınmaza kalıcı
biçimde el koyması ya da mülkiyet hakkını fiilen kullanılamaz hale getirmesi
olarak tanımlanmaktadır.
Kamulaştırmasız el atma kavramı temelini Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel
Kurulu'nun 16.05.1956 tarihli ve 1/6 sayılı kararı oluşturmaktadır. Bu
kararda; taşınmazına usulsüz olarak el konulan malikin, ya el atmanın
önlenmesini talep edebileceği, ya da bu fiili duruma rıza göstererek
taşınmazının bedelinin tahsilini dava edebileceği hükme bağlanmıştır. Söz
konusu içtihat, günümüze değin istikrarlı biçimde uygulanmakta olup
kamulaştırmasız el atma davalarının hukuki zeminini teşkil etmektedir.
Sonraki süreçte kavram, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Geçici
6. madde ve Ek 1. madde ile kısmen pozitif hukuk çerçevesine kavuşturulmuştur.
Bununla birlikte, uygulamanın esaslı sonuçları büyük ölçüde Yargıtay ve
Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla şekillenmektedir. Nitekim Anayasa
Mahkemesi, bu alandaki yasal düzenlemeleri birden fazla kez Anayasa'ya aykırı
bularak iptal etmiştir.
Fiili El Atma ve Hukuki El Atma Ayrımı
Kamulaştırmasız el atma, müdahalenin niteliğine göre iki alt kategoride
incelenmektedir. Bu ayrım; görevli mahkemenin belirlenmesi, dava stratejisinin
kurgulanması ve talep edilebilecek hukuki yolların kapsamı bakımından doğrudan
belirleyicidir.
Fiili El Atma
İdarenin, özel mülkiyetteki taşınmaza fiziksel olarak ve kalıcı
biçimde müdahale etmesi halinde fiili el atma söz konusu olmaktadır. Yol
inşası, altyapı tesisi, bina yapımı, enerji nakil hattı veya boru hattı
döşenmesi bu kategorinin başlıca örnekleridir. Müdahalenin kamulaştırmasız el
atma niteliği taşıyabilmesi için sürekli ve kalıcı olması şartı aranmaktadır;
geçici nitelikteki çalışmalar bu kapsamda değerlendirilmemektedir.
Hukuki El Atma (İmar Kısıtlılığı)
Hukuki el atma kavramı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010
tarihli ve E.2010/5-662, K.2010/651 sayılı kararıyla hukuk literatürümüze
girmiştir. Bu kararda; idarenin, imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazı
uzun yıllar kamulaştırmaması ve imar programına almaması suretiyle gösterdiği
pasif davranışın, mülkiyet hakkının özüne dokunan bir kamulaştırmasız el atma
teşkil ettiği kabul edilmiştir. Burada fiziksel bir müdahale bulunmamakta ancak malikin taşınmazı üzerindeki tasarruf yetkisi imar kısıtlaması nedeniyle
fiilen kullanılamaz hale gelmektedir.
2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına göre; uygulama
imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıl içinde imar
programlarının yapılmaması, taşınmazın kamulaştırılmaması veya kısıtlılığı
kaldıracak şekilde plan değişikliğine gidilmemesi halinde malikin dava hakkı
doğmaktadır.
Dolaylı El Atma
Doktrinde ayrıca dolaylı el atma kavramına da yer verilmektedir.
Dolaylı el atmada idare, dava konusu taşınmaza doğrudan müdahalede
bulunmamakta ancak komşu veya yakın bir taşınmaz üzerindeki kamusal
faaliyetleri (endüstriyel tesis, hafriyat çalışması, altyapı inşaatı vb.)
nedeniyle malikin taşınmazının ekonomik değerini düşürmekte veya kullanımını
fiilen engellemektedir. Bu tür dolaylı müdahalelerde malik, genel hükümler
çerçevesinde zararının tazminini talep edebilir.
Geçici El Atma
Geçici el atma, idarenin taşınmazı kısa süreliğine ve kamulaştırma işlemi
olmaksızın kullanmasıdır. Afet hallerinde barınma veya lojistik amaçlı kullanım
bu kategorinin başlıca örneklerindendir. Geçici müdahale kalıcılık unsurunu
taşımadığından kamulaştırmasız el atma kapsamında değerlendirilmemekte; ancak
bu süreçte oluşan somut zararlar haksız fiil hükümlerine dayanılarak ayrıca
talep edilebilmektedir.
Fiili ve Hukuki El Atma Karşılaştırma Tablosu
|
Özellik |
Fiili El Atma |
Hukuki El Atma |
|
Müdahalenin niteliği |
Fiziksel (yol, bina,
altyapı) |
İmar planıyla kısıtlama |
|
Görevli mahkeme |
Asliye Hukuk Mahkemesi |
Tartışmalı (bkz. AYM E.2024/135) |
|
Zamanaşımı (bedel) |
Süresiz |
Süresiz |
|
Ecrimisil süresi |
Geriye dönük 5 yıl |
Kural olarak talep edilemez |
|
5 yıllık imar süresi |
Aranmaz |
Dava şartı |
|
Uzlaşma önşartı |
Yalnızca 1956–1983 dönemi (Geçici m.6) |
Kaldırıldı (AYM 2016/181) |
Kamulaştırmasız El Atmanın Koşulları
Her kamusal müdahale, kamulaştırmasız el atma niteliği taşımamaktadır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca aşağıdaki koşulların bir arada
gerçekleşmesi aranmaktadır:
•
Taşınmazın özel mülkiyete konu olması ve tapu kaydının
bulunması.
•
Müdahaleyi gerçekleştiren idarenin kamulaştırma
yetkisine sahip bir kamu tüzel kişisi olması. (Belediye, DSİ, Karayolları Genel
Müdürlüğü, TEİAŞ vb.)
•
Müdahalenin kamu yararı amacıyla yapılmış olması.
•
El atmanın geçici değil kalıcı ve sürekli nitelik
taşıması.
•
Usulüne uygun bir kamulaştırma işleminin bulunmaması
veya tamamlanmamış olması.
|
Geçici
Müdahaleler Kapsam Dışındadır İdarenin taşınmazı geçici olarak
kullanması (örneğin yol yapım çalışması sırasında kısa süreli şantiye alanı
olarak tahsis etmesi) kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemez. Bu tür
hallerde malik, bedel davası açamaz; ancak meydana gelen somut zararını
haksız fiil hükümlerine (TBK m. 49 vd) dayanarak tazminat davası yoluyla
talep edebilir. |
Taşınmazına El Atılan Malikin Başvurabileceği
Hukuki Yollar
Kamulaştırmasız el atma olgusunun varlığı halinde malik, aşağıdaki dava
türlerinden birini veya birkaçını birlikte ya da terditli olarak ileri
sürebilir. Her bir dava türünün koşulları, zamanaşımı ve ispat yükümlülüğü
farklılık arz etmektedir.
El Atmanın Önlenmesi Davası (Müdahalenin Men'i)
TMK m. 683/2 uyarınca malik, taşınmazına yönelik haksız müdahalenin
durdurulmasını ve taşınmazın kendisine iadesini talep edebilir. Bu dava,
mülkiyet hakkına dayandığından herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü
süreye tabi değildir; el atma fiili devam ettiği müddetçe açılabilir.
Bununla birlikte, taşınmaz üzerine kalıcı bir kamu tesisi (okul binası, köprü,
hastane vb) inşa edilmiş ve eski hale getirmenin fiilen mümkün olmadığı ya da
orantısız maliyete yol açacağı hallerde, malikin bedel davasına yönelmesi daha
isabetli bir hukuki tercih olarak değerlendirilmektedir.
Bedel Davası (Taşınmaz Bedelinin Tahsili)
Malik, taşınmazın mülkiyetinin idareye devredilmesine rıza göstererek
karşılığında taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerinin ödenmesini
talep eder. Davanın kabulü halinde mahkemece hem bedelin ödenmesine hem de
taşınmazın idare adına tesciline hükmedilir. Bedel, bilirkişi kurulu
marifetiyle 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinde öngörülen kıstaslar
çerçevesinde tespit edilir. Ayni bir hak olan mülkiyet hakkına dayandığından bu
dava zamanaşımına tabi değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesi; 2942 sayılı
Kanun'un 38. maddesinde yer alan 20 yıllık hak düşürücü süreyi, mülkiyet
hakkıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle daha önce iptal etmiştir.
Ecrimisil Davası (Haksız İşgal Tazminatı)
İdarenin taşınmazı hukuka aykırı olarak fiilen kullandığı dönem için
malik, mahrum kaldığı kullanım bedelini ecrimisil davası ile talep edebilir.
Ecrimisil hesaplamasında, benzer taşınmazların kira gelirleri esas alınmakta ve
takip eden yıllar için ÜFE artış oranıyla kademeli hesaplama yapılmaktadır.
Ecrimisil talebi, doğrudan mülkiyet hakkına değil haksız fiil esaslarına
dayandığından 5 yıllık zamanaşımına tabidir; dava tarihinden geriye
dönük en fazla beş yıllık dönem için talep edilebilir. (Yargıtay 5. HD
istikrarlı uygulaması bu yöndedir)
|
Ecrimisil
Yalnızca Fiili El Atmada Talep Edilebilir Ecrimisil davasının açılabilmesi için
idarenin özel mülkiyete tabi taşınmaza fiili bir müdahalesinin bulunması
şarttır. Hukuki el atma durumlarında, idarenin imar planı ile taşınmazı
kısıtlaması ancak fiziken el koymaması halinde Üst derece mahkemelerinin istikrarlı biçimde ecrimisil talebinde bulunulması
mümkün değildir şeklindedir. |
Manevi Tazminat Davası
Kamulaştırmasız el atma, bireyin yalnızca malvarlığını değil, kişilik
haklarını da zedeleyebilir. TBK m. 58 uyarınca; mülkiyet hakkının hukuka aykırı
biçimde ihlal edilmesi nedeniyle malikin yaşadığı psikolojik sıkıntı, sosyal
itibar kaybı ve yaşam kalitesindeki düşüş, manevi tazminat talebine konu
edilebilir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırı fiilin
varlığı, manevi zararın oluştuğu, fiil ile zarar arasında nedensellik bağı
bulunduğu ve idarenin kusurlu olduğu koşullarının bir arada gerçekleşmesi
aranmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/4-74, K.2013/125 sayılı
kararında kamulaştırmasız el atma nedeniyle manevi tazminat talebini kabul
etmiş ve malikin yaşadığı psikolojik sıkıntının tazminat miktarının
belirlenmesinde etkili olduğuna hükmetmiştir.
Munzam Zarar Davası
TBK m. 122 uyarınca alacaklı, uğradığı zararın yasal faizi aşan kısmını
munzam zarar olarak talep edebilir. Kamulaştırmasız el atma davalarında;
hükmedilen bedelin gecikmeli ödenmesi nedeniyle malikin maruz kaldığı ek
kayıplar (kira gelir kaybı, yatırım fırsatının kaçırılması, enflasyon farkı
vb.) munzam zarar kapsamında değerlendirilebilir. Ancak Yargıtay, munzam zarar
talebinin salt genel ekonomik olumsuzluklara (enflasyon gibi) dayandırılmasını
yeterli görmemekte; zararın davacıya özgü somut delillerle kanıtlanmasını
şart koşmaktadır.
Tazminat Davası
İdarenin el atma eylemi sırasında taşınmazda veya üzerindeki yapı, ağaç
ya da mahsullerde somut bir zarar meydana gelmişse, malik bu zararın tazminini
TBK m. 49 vd hükümleri çerçevesinde ayrıca talep edebilir. Zamanaşımı;
zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl, her halde
fiilin gerçekleştiğinden itibaren 10 yıldır. (TBK m. 72)
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Fiili el atma davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk
Mahkemesi'dir; yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu husus yerleşik içtihatla sabittir.
Hukuki el atma davalarında ise görevli yargı kolu konusu tartışmalı bir seyir izlemiştir. 7421 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesine eklenen üçüncü cümle, bu davaların adli yargıda görüleceğini düzenlemiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, 16.01.2025 tarihli ve E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararıyla bu cümleyi Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Karar, 30.04.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış olup iptal hükmü yayımdan itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.
Güncel Gelişmeler Bakımından: AYM'nin Ek Madde 1 İptal Kararı
(E.2024/135)
Anayasa Mahkemesi'nin 16.01.2025 tarihli kararı, kamulaştırmasız el atma
hukukunda son yılların en önemli gelişmesidir. İptal edilen düzenleme, hukuki el atma kapsamında maliklerin mülkiyet hakkından kaynaklanan bedel taleplerini
adli yargıda ileri sürmelerini öngörüyordu.
Anayasa Mahkemesi, iptal gerekçesinde özellikle şu hususlara vurgu
yapmıştır:
•
İtiraz konusu kural, kamulaştırma sürecine ilişkin
olağan hukukî süreci tersine çevirerek dava açma külfetini taşınmazına el
atılan malike yüklemektedir.
•
Bedel ödenmeden tapu kaydının idare adına tesciline
imkan tanınması, Anayasa'nın 46. maddesindeki peşin ödeme güvencesiyle
bağdaşmamaktadır.
•
Kural, kamulaştırmasız el atma uygulamasını
olağanlaştırarak idareyi Anayasa'nın öngördüğü kamulaştırma yükümlülüğünden
fiilen kurtarmaktadır.
Karar, hukuki el atmayı kamulaştırmaya alternatif bir araç olarak kabul
eden yaklaşımın Anayasa'nın sözüyle bağdaşmadığını açıkça ortaya
koymaktadır.
Taşınmaz Bedelinin Hesaplanması
Bedelin tespitinde en belirleyici kıstas, taşınmazın arsa mı yoksa
arazi (tarla) mı olduğudur. Arsalar bakımından emsal satış karşılaştırması
yöntemi; araziler bakımından ise net gelir yöntemi (kapitalizasyon)
uygulanmaktadır. Bilirkişi kurulu, 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinde sayılan
ölçütler çerçevesinde değerleme yapmaktadır.
Taşınmazın yalnızca bir kısmına el atılması halinde (kısmi kamulaştırmasız el atma), kalan kısımda meydana gelen değer kaybı da
hesaplanarak el atılan bölümün bedeline eklenir. Ayrıca el atma nedeniyle
taşınmaz üzerindeki yapı, ağaç veya diğer muhdesatta oluşan zararlar da
değerlemeye dahil edilmektedir.
Faiz Uygulaması
Kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedele, dava tarihinden
kararın kesinleşmesine kadar yasal faiz uygulanmaktadır. Kararın
kesinleşmesinden ödeme tarihine kadar ise kamu alacakları için öngörülen en
yüksek faiz işlemektedir. Bu iki aşamalı faiz rejimi, icra takibinin doğru
kurgulanması bakımından dikkatle ele alınmalıdır.
Dava Açma Süreleri ve Zamanaşımı
Bedel davası ve el atmanın önlenmesi davası: Mülkiyet hakkına
dayanan bu davalar zamanaşımına tabi değildir. El atma fiili devam ettiği
müddetçe her zaman açılabilir.
Ecrimisil davası: Dava tarihinden geriye dönük en fazla 5 yıllık
dönem için talep edilebilir.
Tazminat davası: Zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden
itibaren 2 yıl; her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıl. (TBK m. 72)
Hukuki el atma (5 yıllık imar süresi): Ek 1. madde kapsamında,
uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıllık sürenin dolması
beklenmeksizin açılan dava reddedilir. 5 yılın dolmasıyla birlikte malikin dava
hakkı doğmaktadır.
|
Geçici
6. Madde Kapsamındaki Taşınmazlar 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasında
kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar, 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6.
maddesiyle ayrıca düzenlenmektedir. Bu dönemde el atılan taşınmazlar için öncelikle
uzlaşma prosedürünün işletilmesi dava şartıdır. Uzlaşma sağlanamazsa,
uzlaşmazlık tutanağının tanziminden itibaren 3 ay içinde bedel davası
açılmalıdır. Bu dönem için maktu harç ve maktu vekalet ücreti
uygulanmaktadır. |
Anayasa Mahkemesi'ne ve AİHM'e Bireysel Başvuru
Kamulaştırmasız el atma, Anayasa'nın 35. maddesiyle ve AİHS'e Ek 1 No'lu
Protokol'ün 1. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının açık bir
ihlalini teşkil etmektedir. Olağan kanun yollarının tüketilmesinin ardından iki
ek başvuru yolu mevcuttur.
Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru
Nihai kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Anayasa
Mahkemesi'ne mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyla bireysel başvuruda
bulunulabilir. AYM, son yıllarda pek çok bireysel başvuruda kamulaştırmasız el
atma uyuşmazlıklarında etkin tazminat sağlanmamasının mülkiyet hakkını ihlal
ettiğini tespit etmiş ve manevi tazminata da hükmetmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Başvuru
İç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından, nihai kararın
kesinleşmesinden itibaren 4 ay içinde AİHM'e başvurulabilir. AİHM,
özellikle hukuki el atma konusundaki kararlarıyla Türkiye'nin mülkiyet hakkını
ihlal ettiğine çok sayıda kez hükmetmiştir. Mahkeme, idarenin kamulaştırma
işlemi yapmaksızın mülkiyet hakkını süresiz olarak kısıtlamasını sistematik bir
sorun olarak nitelendirmektedir.
Temel Emsal İçtihatlar
•
YİBGK 16.05.1956, E.1956/1, K.1956/6:
Kamulaştırmasız el atma davalarının temelini oluşturan içtihadı birleştirme
kararı; malikin seçimlik hakkını tesis etmiştir.
•
YİBGK 11.02.1959, E.1958/17, K.1959/15:
Kamulaştırmasız el atmanın haksız fiil niteliğinde olduğunu ve hem maddi hem
manevi tazminata konu edilebileceğini ortaya koymaktadır.
•
YHGK 15.12.2010, E.2010/5-662, K.2010/651:
Hukuki el atma kavramını ilk kez kabul eden ve idarenin pasif davranışını
kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirdiğini ortaya koymaktadır.
•
YHGK 07.10.2021, E.2017/5-3114, K.2021/1190:
Hukuki el atma kaynaklı bedel davasının adli yargıda görüleceğini ortaya koymaktadır.
•
YHGK 31.01.2024, E.2022/5-56, K.2024/36: Uzun
yıllar imar programına alınmayan taşınmazda kamulaştırmasız el atma olgusunun
gerçekleştiğini teyit eden güncel emsal karardır.
•
YHGK E.2013/4-74, K.2013/125: Kamulaştırmasız el
atma nedeniyle manevi tazminat talebini kabul eden emsal karardır.
•
AYM 16.01.2025, E.2024/135, K.2025/20: Ek 1.
maddenin üçüncü cümlesini iptal eden norm denetimi kararı; hukuki el atma
davalarında yargı yolu tartışmasını yeniden açmıştır.
• AYM 20.12.2018, E.2016/181, K.2018/111: Hukuki el atmada uzlaşma önşartını ve dava külfetini malike yükleyen düzenlemeyi iptal eden karardır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tapusu olmayan bir taşınmaz için kamulaştırmasız
el atma davası açılabilir mi?
Kural olarak kamulaştırmasız el atma davaları, tapuya kayıtlı taşınmazlar
bakımından açılabilir. Tapu kaydı bulunmayan taşınmazlar ile devletin hüküm ve
tasarrufu altındaki alanlar (orman, mera, kıyı şeridi vb.) için bu hukuki yol
işletilememektedir. Tapusuz taşınmazlarda öncelikle tescil yada Tapu Sicilinin Yanlış Tutulmasından Dolayı Devletin Tazminat Sorumluluğu davası açılması
gerekmektedir.
Arazinin yalnızca bir kısmına el atılması halinde
hangi talepler ileri sürülebilir?
Kısmi el atma halinde, yalnızca el atılan bölümün bedeli talep edilir.
Bununla birlikte, el atma nedeniyle kalan kısımda da değer kaybı meydana
gelmişse, bu kaybın bilirkişi incelemesiyle tespiti suretiyle bedele eklenmesi
talep edilebilir. Kalan kısmın değer kaybı, somut olgulara göre bilirkişi
kurulunca ayrıca değerlendirilmektedir.
Kamulaştırma başlatılmış ancak bedel ödenmeden
taşınmaza girilmişse bu kamulaştırmasız el atma sayılır mı?
Evet. Kamulaştırma Kanunu, bedelin peşin ödenmesini ya da mahkeme
kararına istinaden bankaya bloke edilmesini, taşınmaza el atmanın ön koşulu
olarak düzenlemektedir. Kamulaştırma süreci başlatılmış olsa dahi, bedel
ödenmeden veya süreç tamamlanmadan taşınmaza fiilen el atılması kamulaştırmasız
el atma kapsamında değerlendirilmektedir.
Fiili el atmada ve hukuki el atmada hangi mahkeme
görevlidir?
Fiili el atma davalarında görevli mahkeme kesin olarak Asliye Hukuk
Mahkemesi'dir. Hukuki el atma davalarında ise görevli yargı koluna ilişkin
tartışma sürmektedir. AYM'nin E.2024/135 kararıyla adli yargı görevini öngören
yasal düzenleme iptal edilmiş olup, iptal hükmünün yürürlüğe girmesinin
ardından bu davaların idari yargıda görüleceği öngörülmektedir.
Mirasçılar kamulaştırmasız el atma davası
açabilir mi?
Evet. Bedel davası ve el atmanın önlenmesi davası, taşınmaz malikinin
vefatı halinde mirasçıları tarafından da açılabilir. Bunun için veraset
ilamının mahkemeye ibrazı gerekmektedir. Paylı mülkiyette her paydaş, kendi
payı oranında bedel talep edebilir.
El atma uzun süre sonra öğrenilirse hak kaybı
yaşanır mı?
Ecrimisil
talebinde dava tarihinden geriye dönük yalnızca 5 yıllık dönem talep
edilebilir; daha eski dönemler zamanaşımına uğramaktadır.
İmar uygulamasında kesilen DOP (Düzenleme
Ortaklık Payı) kamulaştırmasız el atma sayılır mı?
Hayır. İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca uygulanan Düzenleme Ortaklık
Payı (DOP) kesintisi, yasal bir idari işlem niteliğinde olduğundan
kamulaştırmasız el atma kapsamında değerlendirilmemektedir. DOP kapsamında
kamuya bedelsiz olarak terk edilen alanlar için malik, kamulaştırmasız el atma
davası açma hakkına sahip değildir. Ancak DOP kesintisinin yasal oranı aşması
halinde, aşan kısım için kamulaştırmasız el atma iddiası gündeme gelebilir.
Hukuki el atmada uzlaşma başvurusu dava şartı
mıdır?
Hayır. Anayasa Mahkemesi'nin E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla
hukuki el atma davalarında uzlaşma önşartı kaldırılmıştır. Malik, idareye
önceden başvuruda bulunmaksızın doğrudan dava açabilir. Ancak Geçici 6. madde
kapsamındaki (09.10.1956-04.11.1983 dönemi) uyuşmazlıklarda uzlaşma
prosedürünün işletilmesi halen dava şartıdır.
Vista Hukuk Bürosu Ankara Avukatlık Ofisi İletişim Bilgileri 📞 +90 312 911 69 59 | 📍 Kızılay, Çankaya / Ankara | 🌐 vistahukuk.com |
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylar için karar vermeden önce bir avukat görüşü alınması önerilir.

Yorumlar