bosanma davasi

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası; evlilik birlikteliğini herhangi bir sebepten dolayı sona erdirmek isteyen eşlerin başvurmuş olduğu hukuki bir yoldur. Evlilik kararının alınması ne kadar zor ise boşanma konusunda da karar almak eşler için zor bir durumdur. Buna rağmen boşanma nedenlerinin bir veya bir kaçının varlığı evlilik birlikteliğinin sürdürülmesini imkansız hale getirebilmektedir.

Bu nedenlerden herhangi birsine bağlı olarak açılan boşanma davası sonrasında boşanmalarına karar verilse de; Nafaka, boşanma sonrası tazminat, ya da çocuğun velayeti gibi kavramlar nedeniyle her iki eşe hukuki açıdan birbirine karşı yükümlülükler yüklenebilmektedir.

Elbette ki hukukçu olarak evlilik birlikteleri içerisinde boşanma nedenlerinin varlığını istememekteyiz. Ancak bazı durumlarda bu nedenler her iki eşi maddi-manevi ve psikolojik olarak yıpratacak boyuta varabilmektedir. Bu durumlarda ise boşanma davası kaçınılmaz hale gelmektedir. Esasen önemli olan bu sürecin en medeni şekilde atlatılarak sonrasında taraflara yüklenen yükümlülüklere uygun davranmaktadır.

Boşanma davalarındaki süreçlere etki eden en önemli unsur dava öncesinde boşanma davası türleri hakkında bilgi sahibi olup, buna göre bir yol izlenmesidir. Ayrıca boşanma sonrasında tazminat, çocuğun velayeti ve nafaka konularında bilgi sahibi olmak gerekmektedir.

Bu süreçte sizlere yardımcı olacağını düşündüğümüz bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Bu konuda öncelikle boşanma davasının “çekişmeli boşanma” veya “anlaşmalı boşanma” türlerinden hangisine dayandırılacağının tespit edilmesi gerekmektedir.

Boşanma Davası Türleri

Daha önce de belirtildiği gibi boşanma davaları sonrası eşlere bir takım yükümlülükler getirilmesi olasıdır. Genellikle bu yükümlülükler göz önüne alınarak boşanma davası türleri belirlenmektedir.

ANLAŞMALI BOŞANMA

Anlaşmalı boşanma; Her iki eşin boşanmak amacı ile mahkemeye başvuru yapması ile gerçekleşmektedir. Eşlerden sadece birisinin boşanmak için dava açması ve diğer eşin bu davayı kabul etmesi durumunda yine anlaşmalı boşanma olarak davanın yürütülmesi mümkündür. Bu tür boşanma davaları çoğunlukla bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenmek suretiyle açılmaktadır. Ancak eşlerin açılacak olan duruşmalarda anlaşmalı şekilde boşanmayı kabul ettiklerini beyan etmeleri anlaşmalı boşanma için yeterli bir durumdur. Eşlerin dava aşamasından önce aralarında bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlemeleri bir çok kez tek celsede boşanmalarına imkan tanımaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Şartları

Boşanmanın anlaşmalı bir şekilde sonuçlanabilmesinin bir takım şartları vardır. Bunlardan en önemlisi ise evlik birlikteliğinin en az bir yıl süre ile devam etmiş olmasıdır. Bunun haricinde yukarıda da belirttiğimiz gibi eşlerin birlikte anlaşmalı boşanma protokolü ile başvurmaları veya bir eşin açmış olduğu anlaşmalı boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesi gerekmektedir.

Son olarak belirtmek istediğimiz anlaşmalı boşanma şartı ise eşlerin dava dilekçelerinde veya anlaşmalı boşanma protokolünde belirtmiş olduğu hususları hakim huzurunda tekrar etmeleri gerekmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?

Anlaşmalı boşanma protokolü hukuki bir sözleşme niteliği taşımaktadır. Bu nedenle her iki tarafa bir takım hak ve yükümlülükler yükleyebilmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolleri; noterlerde düzenleme şeklinde yapılabileceği gibi; ayrıca her iki tarafın aralarında düzenlemiş olduğu protokolü yine noterlerde onaylatma şeklinde de yapılabilmektedir. Ancak anlaşmalı boşanma protokolleri her zaman konusunda uzman bir hukukçu ve aile avukatı nezaretinde yapılması eşlerin menfaatine bir konudur.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA

Çekişmeli boşanma; Başta evlilik birlikteliğinin sona erdirilmesi yönünde diğer eşin olumsuz yaklaşması durumlarında geçerli olabilmektedir. Ayrıca boşanma sonrası mal paylaşımı, nafaka veya çocuğun velayeti konusunda anlaşma sağlanamaması çekişmeli boşanma konusunu oluşturmaktadır. Çekişmeli boşanma davaları genel olarak eşler arasında yukarıda belirtilen konularda meydana gelen uyuşmazlığın çözümü önem arz etmesi nedeniyle; anlaşmalı boşanma davalarına göre daha uzun bir sürece tabi olabilmektedir.

BOŞANMA NEDENLERİ

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması Türk Medeni Kanunun 166. Maddesinde belirtilen bir boşanma nedenidir. Evlilik birlikteliği içerisindeki eşlerin karşılıklı olarak herhangi bir konuda fikir ayrılıklarına düşmeleridir. Bu fikir ayrılıklarının evlilik birlikteliğinin sürdürülmesini anlamsız hale getirecek derecede olması gerekmektedir. Günümüzde daha çok şiddetli geçimsizlik olarak tabir edilen evlilik birliğinin temelinden sarsılması aile mahkemelerinde ileri sürülen sık boşanma sebeplerindendir.

Zina Nedeniyle Boşanma (Aldatma Nedeniyle Boşanma)

Kelime anlamı itibariyle evli olan kadın veya erkeğin; eşi haricinde başka birisi ile yaşamış olduğu cinsel ilişkidir.Bu nedenle zina Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma nedenlerinden sayılmıştır. Ancak boşanmanın zinaya dayandırılması için bir takım şartların gerçekleşmiş olması gereklidir. Öncelikle; zina olayının öğrenilmesin itibaren altı ay içinde ve her durumda zinanın gerçekleşmesinden 5 yıl içinde boşanma davası açılması gerekmektedir. Ayrıca zina dolayısıyla eşler arasında af durumu gerçekleşmiş olması zina nedeniyle boşanma davasını geçersiz hale getirmektedir.

Hayata Kast, Onur Kırıcı Davranış

Eşlerden birinin diğer eşe yönelik hayatına kast derecesine varacak ölçüde hareketlerde bulunması boşanma nedenleri arasında sayılmaktadır. Ayrıca Türk Medeni Kanununun 162. Maddesinde de belirtildiği üzere eşe karşı onur kırıcı davranışlarda veya kötü muamelede bulunma boşanma nedenidir. Bu hareketler kasten yaralama gibi gerçekleşebileceği gibi TCK 125 maddesinde belirtilen hakaret boyutunda sözlerde olabilmektedir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

Eşlerden birisinin suç işlemedeki ısrarlı davranışı veya yüz kızartıcı suç olarak tabir edilen suçları işlemesi başka bir boşanma nedenidir. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmagerçekleşebilmesi için eşin belirtilen suçu evlilik devam ettiği süre içerisinde işlemesi gerekmektedir. Haysiyetsiz hayat sürme kavramı ise suç işleme nedenine göre daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Çoğunlukla genel toplum ahlakı ile bağdaşmayan konular haysiyetsiz hayat sürme şeklinde nitelendirilebilmektedir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Boşanma hukuku açısından terk; eşlerden birisinin evlilik nedeniyle doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğer eşi terk ettiği durumlardır.  Ancak kanun koyucu terk nedeniyle boşanma gerçekleşmesini bir takım ön şartlara tabi tutmuştur. Terk eyleminin en az altı ay süre ile gerçekleşmesi gerekmektedir. Terk eden eşe talep ile mahkeme tarafından veya noter aracılığı ile ev dönmesi konusunda ihtara rağmen terke son verilmemesi başka bir kanuni şarttır.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Akıl hastalığı, gerek ceza hukuku açısından gerekse Medeni Hukuk açısından; kişinin ayırt etme gücünden yoksun olmasını ifade etmektedir. Kanun koyucu hastalık nedenlerine bağlı olarak boşanmayı sadece akıl hastalığı için öngörmüştür. Başkaca bir hastalık ileri sürülerek boşanma davası açılması mümkün değildir. Ayrıca bu akıl hastalığının sağlık kurulu raporu tespit edilmesi bu yönde bir boşanma davasının kabul edilmesi için en önemli unsurdur.

Boşanma Davalarında Nafaka

Boşanmada davasında nafaka genel olarak iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası olarak iki ayrı başlık altında incelenmektedir. Her iki nafaka türünde ortak amaç boşanma nedeniyle maddi açıdan zor duruma düşecek diğer eşin veya çocukların hakkının korunmasıdır.

İştirak Nafakası

İştirak nafakası isminden de anlaşılacağı üzere boşanma sonrası çocuğun velayeti kendisine verilmeyen diğer eşin çocuğun eğitim, öğretim yeme, içme gibi zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması için ödenmektedir.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası iştirak nafakasından farklı olarak boşanmaya bağlı olarak maddi açıdan zor durumda kalacak diğer bir değişle yoksulluk içerisine düşmesi muhtemel eşe ödenen nafaka türüdür. 

Yukarıda belirtilen gerek iştirak nafakası gerekse yoksulluk nafakası Türk Medeni Kanununun 330. Maddesine göre tayin edilmektedir. Nafaka miktarlarının tespitinde eşlerin iş ve gelir durumları dikkate alınmaktadır.

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI

Boşanmada mal paylaşımı konusunda Türk Medeni Kanununda üç farklı mal rejimi öngörülmüştür. 4721 sayılı kanunda 2002 yılında yapılan değişiklikten önce yasal mal rejimi olarak “mal rejimi ayrılığı” öngörülmüştür. Mal rejimi ayrılığı 2002 yılı ve öncesi tarihlerde meydana gelmiş evlilikler için geçerlidir. 01.01.2002 tarihinden sonraki evlilikler için günümüzde geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimi evliliklerde yasal mal rejimi olarak kabul edilmiştir.

Yasal Mal Rejimi

Türk Medeni Kanunumuzda yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Taraflar arasında evlilik birliği kurulmadan ya da evlilik devam ederken usulünce düzenlenmiş bir mal rejimi sözleşmesi bulunmaması halinde kural olarak 01.01.2002 tarihinden sonra yapılan tüm evlilikler için edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli mal rejimi olarak kabul edilmektedir. Edinilmiş mallara katılma rejimi; eşlerin evlilik devam ettiği sürece kişisel mal haricinde olan tüm mallar edinilmiş mal kapsamındadır. Kural olarak boşanma sonrası bu mallar yarı yarıya paylaşılmaktadır.

Mal Rejimi Sözleşmesi

Mal rejimi sözleşmesi kural olarak yapılması zorunlu bir sözleşme değildir. Ancak eşlerin evlilik birliğinden önce veya evlilik sırasında tabi oldukları yasal mal rejimini değiştirme, dolayısıyla aralarında bir mal rejimi düzenleme hakları mevcuttur. Eşler arasında herhangi bir mal rejimi sözleşmesi düzenlenmemesi halinde yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olarak kabul edilmektedir.

Boşanma Davası Sonrası Velayet

Boşanma davası sonrası velayet çoğunlukla çekişmeli boşanma davalarına konu olan bir konudur. Çocuğun velayeti konusunda hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak hâkim bu takdir yetkisini kullanırken öncelikle çocuğun menfaatini gözetmekle yükümlüdür. Eşler arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunması halinde aile mahkemelerinde çoğunlukla bu konuda uzmanlaşmış bir pedagog görüşü alınabilmektedir.

Ortak Velayet

Ortak velayet konusunda yasalarımızda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Esasen ortak velayeti imkânsız kılan bir düzenleme bulunmadığı gibi, eşler arasında çocuğun velayetini ortak şekilde paylaşabilecekleri şeklinde de bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak Türkiye’nin de taraf olarak imzalamış olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine eklenen Ek-7 maddesi ile ortak velayet kısmen de olsa iç hukukumuzda yerini almıştır. Şöyle ki gerek yerel mahkemeler gerekse Yargıtay ilgili hukuk daireleri son yıllarda vermiş olduğu kararlarda ortak velayeti benimsemişlerdir.

Boşanma Davaları Nasıl Açılır?

Boşanma davasında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemeleridir. Ancak aile mahkemesi bulunmalar yerlerde bu görev Asliye Hukuk Mahkemelerindedir. Yetkili mahkeme ise eşlerden herhangi birisinin ikamet ettiği yer mahkemesi olabileceği gibi her iki en son altı ay birlikte ikamet ettikleri yer mahkemesi boşanma davalarında yetkili mahkeme olabilmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma veya çekişmeli boşanma davalarının açılması konusunda ayrı bir prosedür uygulanmamaktadır. Her iki boşanma davaları da aile mahkemelerinde yürütülmektedir. Ancak anlaşmalı boşanma davalarının açılmadan önce anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenmesi boşanma davası sürecini oldukça kısaltabilmektedir.

Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?

Boşanma davası sonrasında öngörülen iştirak nafakası veya yoksulluk nafakası konusunda genel bir miktar belirlenmemiştir. Bu miktar daha çok eşlerin ekonomik durumu ve evlilik birlikteliğinin sona ermesine bağlı olarak diğer eşin düşmüş olduğu yoksulluk derecesine göre takdir edilmektedir.

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?

Ceza davaları veya benzer şekilde hukuk davalarının sonuçlanma sürelerine ilişkin asgari veya azami bir sürenin belirtilmesi oldukça zordur. Boşanma davaları da uyuşmazlığın konusu, delillerin tespit edilmesi veya mahkeme iş yoğunluğuna göre değişiklik göstermektedir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi anlaşmalı boşanma davasında eşler arasında herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olmaması nedeniyle daha kısa sürede sonuçlanmaktadır.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir